REYHAN ÖZBAKIR / HERKES DUYSUN BURSA (İGFA) - Kurban bayramının Peygamber Efendimiz’in (s.a.v)  hayatında da uyguladığı vacip bir ibadet olduğunu dile getiren Karanfil “Kevser suresinde ‘Allah için namaz kıl, kurban kes’ mealinde bir ayet var.  Burada bir emir var ama vacip bir ibadettir. Farzda Allah sınırları çizer, şunu ‘şöyle şöyle yapın’ der. Vacipte ise sınırlar açık bırakılır. Mesela örnek verecek olursak; çocuğun eline bir miktar para verirsin, ‘Git şuradan kahvaltılık bir şeyler al.’ dersin. Kahvaltılık peynir de alınır zeytin de alınır. Bu sınırları çizilmeyen bir şeydir. İslam dinine göre kurban, yapılması ve yerine getirilmesi gereken vacip bir ibadettir.”dedi.

“ZEKAT VERME YETKİNLİĞİNE SAHİP OLAN HERKES KURBAN KESMEKLE YÜKÜMLÜDÜR”

Zekat verme yetkinliğine sahip olan kimsenin kurban kesmekle de yükümlü olduğunu belirten Karanfil, “Nedir zekat verme yetkinliği? İhtiyaçlarının dışında üzerinden bir sene geçmiş 83 gram altını olan kimse zekat vermekte zorunludur. Şunu da ekleyelim: Kişinin biraz da olsa imkanı varsa kurban kesmeye kendisini zorlaması gerekiyor. Çünkü kurban, Hz. Hacer validemizin sadakatidir. Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın verdiği sözü yerine getirmesi, Hz. İsmail’in de teslimiyetini bize anlatmaktır. Kurban aynı zamanda Allah’a yakınlaşmaktır.” ifadelerini kullandı.

“KREDİ İLE KURBAN KESİLMEZ”

Kredi çekilerek kurban kesilemeyeceğinin de altını çizen Karanfil, “Varlıklısınızdır, o sırada naktiniz yoktur. Birinden borç alınarak da kurban kesilebilir ancak mutlaka kısa sürede ödemek şartı ile.” şeklinde konuştu.

“KURBAN ETİ NE KADAR ÇOK DAĞITILIRSA ALLAH’A O KADAR ÇOK YAKLAŞMIŞ OLURUZ”

Kurban etinin üçe bölünmesi gerektiğini söyleyen Karanfil, “Bu parçaların birini kendimize, birini dostlarımıza birini de ihtiyaç sahiplerine ayırmalıyız. Peygamber Efendimiz (s.a.v) kendi kurbanını kestikten sonra arkadaşlarının o günkü kurbanlarına yardım etmek, onların nasıl kurban keseceklerini tarif etmek üzere dolaşır, işi bittikten sonra eve geldiğinde Ayşe validemize sorar, ‘Ayşe ne yaptık kurbanı?’ der. O da der ki “Ya Resulullah, sadece sağ ön kolunu size bıraktık. Gerisini dağıttık.’ der. O da der ki, ‘Demek ki çoğunu bize bıraktınız.’ Ne demek çoğunu bize bıraktınız? Verdiğimiz bizimdir, yanımıza bıraktığımız cebimizde olan bizim değildir anlamına gelir. Kurban ne kadar sadakatli, samimiyetli olursa, ne kadar çok dağıtılırsa, o kadar Allah’a yakınlaşmış oluruz. Çünkü kurban keserken biz şunu ifade ediyoruz: Yarabbi sen bize kurban kesmeyi, şu hayvanlardan ruhsat verdin ama gerekirse biz bunun yerine kendimizi bile senin yoluna kurban edebiliriz mesajı taşır.” dedi.

Karanfil açıklamalarına şöyle devam etti:

“Şunu mutlaka belirtmek gerekir; dinin yarısı temizlik ve nezafettir diye bir hadis-i şerif vardır. Bizim Kurban Bayramı’nda yaptığımız, o kurban kesilen mahallelerdeki çirkin görüntüleri meydana çıkarmamak için çok dikkatli olmamız, temizliğe ve hijyene çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Bu bize dinin bir emridir. Bu bakımdan çirkin görüntülere meydan vermeden temizliğe ve hijyene dikkat ederek kurbanlarımızı kesmemiz gerekiyor. Kurban etini de verirken incitmeden dağıtmamız gerekiyor.”

Bayramların tatile çıkma sebebi olarak görülmemesi gerektiğini de vurgulayan Karanfil, “Bayramlar insanları birbirine yakınlaştırma, ilişkileri güçlendirme açısından önemlidir. Annemiz babamız sağ ise onları ziyaret etmek, yakınlarımızın, büyüklerimizin ellerini öpmek, çocukları sevindirmek onlara hediye vermek önemli hususlardır.” şeklinde konuştu.