2009 yılında Bahçeşehir'deki villasında Münevver Karabulut'un acımasızca öldürülmesine sebep olan ve sonrasında tutuklanarak cezaevine gönderilen ve orada intihar eden Cem Garipoğlu'nun mezarının açılması talebiyle ilgili tartışmalar tekrar gündeme geldi. 

Karabulut Ailesi, Cem Garipoğlu'nun mezarının açılması ve DNA testinin yeniden yapılması talebi Adalet Bakanlığı'nca reddedilmişti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, verdiği röportajda "Kamera görüntüleri ve DNA testi gibi birçok prosedür sonucunda ölen kişinin kimliği konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığını" belirterek, "Şu an için mezarın açılması gibi bir durumun hukuki olarak mümkün olmadığını" ifade etti. Bakan Tunç'un bu sözleri, tartışmalara son noktayı koymuş oldu. 

Cezaevinde Yaşamına Son Vermişti 

2009 yılında İstanbul Başakşehir'de Cem Garipoğlu'nun ailesinin evinde Münevver Karabulut, öldürülmüştü. Cinayetin ardından kaçan katil zanlısı Cem Garipoğlu, 197 gün süren bir kaçışın ardından yakalanmıştı. 2014 yılında cezaevinde tutuklu bulunduğu dönemde Garipoğlu, yaşamına son vermişti. 

Garipoğlu’nun Kaçtığı veya Kaçırıldığı İleri Sürülmüştü 

Münevver Karabulut'un babası Süreyya Karabulut, Cem Garipoğlu'nun ölmediği, kaçtığı veya kaçırıldığı şüphesiyle mezarının açılması talebiyle suç duyurusunda bulundu. 

İki ayrı mahkeme, Süreyya Karabulut'un talebini reddetti. Cem Garipoğlu'nun mezarının açılması isteğine Adalet Bakanlığı da olumsuz yanıt verdi. Münevver Karabulut'un ailesi ise konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıma hazırlığı içerisinde. 

Tartışmalara Son Noktayı Adalet Bakanı Koydu 

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuyla ilgili tartışmalara son vermek amacıyla Sabah gazetesine yaptığı açıklamada net bir duruş sergiledi. Bakan Tunç, Cem Garipoğlu'nun cezaevindeki ölümüyle ilgili olarak, 2014 yılında Silivri Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan soruşturmanın, uluslararası protokollere uygun şekilde ölü muayenesi ve otopsi işlemleriyle gerçekleştiğini ifade etti. 

2022 yılında, Münevver Karabulut'un babası tarafından yapılan başvuru sonucunda, olaya dair yürütülen soruşturmada yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Yapılan kamera görüntüleri, DNA testleri gibi bir dizi prosedür neticesinde, hayatını kaybeden kişinin kimliği konusunda herhangi bir kuşku bulunmadığı belirtildi. Şu an itibarıyla, ölen kişinin mezarının açılması gibi bir adımın hukuki olarak geçerli olmadığı ifade edildi.