Türk bilim kadınına Unesco'dan ödül

25 Mart 2018 Pazar 07:43
Bu haber 2897 kez okundu

L'Oreal-UNESCO Bilim Kadınları İçin Ödül'e Türk bilim kadını Doç. Dr. Duygu Sağ (37) layık görüldü. Kanser ve bağışıklık sistemi üzerine çalışmalar yapan Sağ, "Hayalim kansersiz bir dünya. Bunun bir gün gerçekleşeceğine inanıyorum" dedi

Türk bilim kadınına Unesco'dan ödül
 L'OREAL ve UNESCO tarafından 20 yıldır verilen ödüllerle dünya genelindeki bilim kadınlarına destek sağlanıyor. Her yıl bilim dünyasında farklı alanların gelişmesine katkıda bulunan, 40 yaş altındaki 15 bilim kadını bu ödüle layık görülüyor. L'Oreal Türkiye'nin Uluslararası Yükselen Yetenek Ödülü adayı olan İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'nin baş araştırmacılarından ve 9 Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Duygu Sağ da 15 bin Euro'luk ödülü laboratuvarına götürdü. Doç. Dr. Sağ ve 117 ülkeden 275 araştırmacı arasından seçilen 14 bilim kadınına ödülleri Paris'te UNESCO genel merkezinde düzenlenen törenle verildi. Duygu Sağ, törene eşi Gerhard Wingeuder, 2.5 yaşındaki oğlu Deniz ve dayısı Ender Soyuak da katıldı.

İMMÜNOTERAPİ YÖNTEMİ

Özellikle immünoterapinin (bağışıklık sisteminin tedavisi) gelecekte kanser tedavisinin ana yöntemi olacağına inanan Doç. Dr. Sağ'ın çalışmaları mesane, yumurtalık, meme ve prostat başta olmak üzere kanser için umut veriyor.

Laboratuvarında tümörü büyüten bağışıklık sistemi hücrelerini, savaşacak hücrelere dönüştürmek üzerine araştırmalar yapan Doç. Dr. Sağ, "Her gün vücudumuzda minik tümörler oluşuyor. Bağışıklık yani immün hücrelerimiz ise tümörleri büyümeden ve kansere dönüşmeden yok ediyor. Ama kanser hücreleri çok akıllı. İmmün hücrelerini etkisiz hale getirmeyi ve onlardan kaçmayı başarıyor. Oysa ki vücudumuzda kanserle savaşabilecek, stratejik yanı çok güçlü bir ordumuz var. Ama askerlerimizin silahları ellerinden alınmış. Biz immünoterapiyle ordumuzun askerlerine silahlarını geri veriyoruz" diyor.

Doç. Dr. Sağ, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden 'makrofajlar'la çalışıyor. İyi makrofajlar olan M1'ler tümörle savaşıyor. Ancak tümör, makrofajların bazılarını yani M2'leri kendine müttefik yapıyor. M2 makrofajlar tümör için çalışıyor. Büyüme ve gelişmesinde kilit rol oynuyor. Hedefi, makrofajları tümörü destekleyen M2 tipinden, tümörle savaşan M1 tipine dönüştürmek.

BİZZAT KANSER ACISI YAŞADIM

Babasını lenfoma, anneanne ve teyzesini yumurtalık kanseri nedeniyle kaybeden Doç. Dr. Sağ ödül töreninde şöyle konuştu: "Aslında vücudumuzda kanserle savaşabilecek stratejik yanı çok güçlü bir ordumuz var ama askerlerimizin silahları ellerinden alınmış. Biz immünoterapiyle immün hücrelerimize yani ordumuzun askerlerine silahlarını geri veriyoruz. Bizzat kanser acısı yaşadım. Şu andaki bilgilerle kanseri yarın yenmemiz mümkün değil. Ama yarın öyle bir şey keşfedebiliriz ki her şey değişebilir. O yüzden umutluyum. Yarın bir şey buluruz ve bambaşka kapılar açabilir. Hayalim kansersiz bir dünya ve ben bunun bir gün olacağına inanıyorum."

Mesude ERŞAN

Hürriyet

Yorum Gönder

@name x