FETÖ / PDY Nasıl Yapılandı?

27 Nisan 2016 Çarşamba 11:14
Bu haber 10889 kez okundu

Malatya'da FETÖ/PDY'ye yapılan operasyon sonrası oluşturulan ve Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede FETÖ/PDY'nin nasıl yapılandığı ve örgüt hakkında bilgilere yer verildi.

FETÖ / PDY Nasıl Yapılandı?
banner136
FETÖ / PDY terör örgütüne yönelik C. Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede FETÖ/PDY terör örgütüne ilişkin verilen genel bilgiler ;

A. FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ (FETÖ/PDY)
Örgütün Kuruluşu

Erzurum-Pasinler-Korucuk köyü nüfusuna kayıtlı Ramiz ve Rabia oğlu 27.04.1941 doğumlu Fetullah GÜLEN, 1958 yılından itibaren çeşitli illerde imam ve vaiz olarak görev yapmıştır.
1970’li yıllara kadar Yeni Asya Grubu içerisinde yer alan Fetullah GÜLEN bu tarihten sonra İzmir Kestanepazarı Kuran Kursu’nda görev yaptığı dönemde çevresinde bulunan arkadaşları ile dini motifleri de kullanmak (istismar etmek) suretiyle örgütünün çekirdek kadrosunu oluşturarak müstakil hareket etmeye başlamış, faaliyetlerini daha ziyade 13-18 yaş grubundaki öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırarak, teyp/video kasetlerine çekilen vaaz ve konuşmaları, sohbet toplantıları ve özellikle yaz kamplarında görüşlerini ulaştırdığı sempatizan grubu ile kendi adı ile anılan örgütünü kurmuştur.
Özellikle 1990’lı yılların başından itibaren yurt dışına da açılmaya başlayan yapı, zaman içerisinde hayatın doğal akışına aykırı şekilde dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösterir hale gelmiştir.

 Örgütün Amacı
Kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suiistimal ederek ‘Himmet’ adı altında topladığı finans ile yurtiçi/yurt dışında faaliyete geçirdiği eğitim müesseseleri üzerinden amaç ve ilkeleri doğrultusunda yetiştirdiği öğrencilerini, elde ettiği finans ve siyasi gücünü, örgütsel menfaat ve ideolojisi çerçevesinde kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm anayasal kurumlarını (yasama, yürütme, yargı erklerini) ele geçirmek, aynı zamanda uluslararası düzeyde büyük ve etkili siyasi/ekonomik güç haline gelmek olduğu geçmişte örgüt içinde faaliyet göstermiş kişilerin beyanlarından anlaşılmaktadır.

 Amaca Göre Örgütlenme Stratejisi
Örgüt 1970’li yıllardan günümüze kadar uygulamış olduğu 'örgütlenme yöntemleri', 'taktik' ve 'stratejiler' çerçevesinde bütüncül bir bakış açısıyla incelendiğinde; uygulanan yöntemler değişse de amacının değişmediği, temel hedefinin Türkiye'de devletin bütün Anayasal kurumlarını ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda FETÖ/PDY’nin;
Tabanında bulunan insanları istismar ederek kaynak ve meşruiyet devşirme,
Öğrenci seçme ekipleri ile köy ve semtlerden topladığı gençleri, bünyesindeki vakıf, ışık evleri, okul ve dershaneleri marifetiyle ideolojisi doğrultusunda yetiştirerek insan gücü elde etme,
Devlet modeline uygun bir paralel örgütlenme ile gizlice başta siyaset, mülkiye, adliye, maliye, askeriye ve emniyet olmak üzere devletin tüm kılcal damarlarına sızma,
Yurt, okul, dershane ve ışık evlerinde, beyin yıkama metotları ile sorgulamayan, düşünmeyen, mutlak itaati esas alan yapıya bağlı insan tipi yetiştirme,
Dinler arası diyalog çerçevesinde, semavi dinlerin temsilcileri ile görüşerek, kendisini İslam adına muhatap göstermeye çalışma,
Devlet dışında kendisine bağlı bir ekonomik sistem kurma, şirket birlikleri ve konfederasyonlar kurarak zenginler kulübü oluşturma böylelikle ulusal ve uluslararası ticarette söz sahibi olma,
Kamu, ÖSYS vb. sınavlarda soruları hukuka aykırı yollarla ele geçirip, kendi mensuplarının sınavlarda başarılı olarak kamu kurumlarına ve etkin okullara girmesini sağlamanın yanında, ürettiği sahte belge ve delillerle, örgüt mensubu olmayan kişiler hakkında adli ve idari soruşturmaların açılmasını sağlayarak devlet kadrolarından tasfiye etme ve bu kadrolara kendi örgüt elemanlarını yerleştirme yöntemlerini amacına ulaşmak için kullandığı anlaşılmaktadır.
1970’li yıllardan itibaren devlet içerisine sızarak, özellikle, "Mülkiye, Adliye, Emniyet, Milli Eğitim ve TSK” içerisinde kendi özel hiyerarşisi ile illegal kadrolaşmaya gidildiğini; F. GÜLEN'in bazı ifade ve açıklamalarında rahatlıkla görmek mümkündür ki bunlardan bazıları şunlardır:
“Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”; "bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!"
“Türkiye’deki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım, erken sayılır.”
“Adliye, mülkiye veya başka hayati bir müessesede bizim arkadaşlarımızın mevcudiyeti öyle ferdi mevcudiyetler şeklinde ele alınıp değerlendirilmemelidir. Yani bunlar gelecek adına bizim o ünitelerde garantimizdir. Bir ölçüde onlar bizim varlığımızın teminatıdır.”
“Arkadaşlarımız o sahada kabiliyetlerini geliştirmeli, müktesabatlarını geliştirmeli esas ve zannediyorum iki yanlı olmaları itibariyle de sergileyecekleri performansta da daima takdir toplayacaklardır. Yani bu bizim cepheyi öğrenmeleri lazım arkadaşların. Yani bizim hukuk sistemimizi didik didik etmelidirler, biz bir taraftan çalışıp onların istifade edecekleri şekle getirmeliyiz, onu öyle formüle etmeliyiz, öyle tertip ve temkide tabı tutmalıyız.”
“Allah'ın Resulü kuvvet dengesinin olmadığı bir yerde ortaya atılmasının hezimet ve mağlubiyetle neticeleneceğini herkesten iyi değerlendirdi ve bu sebeple de stratejisini hep temkin ve tedbirle örgütledi. Denge gözetilmediğinde hezimet ve mağlubiyetin kaçınılmaz olduğu şartlarda kahramanlık gösterisi ihanettir.”
“Yani siz hakim değilsiniz başka kuvvetler var. Bu ülkede değişik kuvvetleri hesap edecek dengeli, dikkatli, tedbirli, temkinli yürümekteyarar varki geriye adım atmayalım… yani her şey bir oyundur. Kungfu gibi oyun, tekvando gibi bir oyun, judo gibi bir oyun her zaman insan hasmını yenmesi öyle yumruk vurup yere sermesi gibi bir şey değildir, Bazen hasımdan kaçmak, bile çok önemli bir manevra(kesinti var) çok iyi bilecek, çok iyi planlayacak ona göre yürüyeceksiniz.Kuvvet dengesi, olmadığı bir yerde kuvvete başvurmayacaksınız, teknik, taktik, yerine sizin kalbiniz önemlidir.”
“Ben yine kuvvet dengesinin olmadığı için şahsen o yol yerine kendi düşüncemi yayma, kendi düşünce sistemim adına varlığı her tarafı fethetme,ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim.”
"Zaman henüz uygun değil. Bütün dünyayı omuzlayıp taşıyabileceğimiz zamana dek, tamam olacağınız ve koşulların uygun olacağı zamana dek beklemelisiniz! Bilhassa, haber alma hususunda her zaman hasım cephenin çok önünde olunmalıdır.”;
“Toplumun büyük kesimlerine, büyük kısımlarına, bu duygu ve düşünceyle ulaşma açısından, belli bir noktaya, belli bir kıvama gelecekleri ana kadar, bu şekilde hizmet etmeleri şart, zaruri, lüzumlu……yanlışı telafi edemeyiz.”
“Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. (…) bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. (…) sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”
“50’li yıllardan bu yana tam 40-45 yıl geçmiştir. O dönemde, 10 yaşında olanlar, şayet mevsimi geldiğinde üniversite okusalardı, şimdi zirvelerde ya da zirveleri zorlayan konumlarda olacaklardı. 20 yaşında olanlar 60-65 yaşında olacaklardı ki bu da onların başbakanlar, reis-i cumhurlar seviyesinde en olgun dönemlerini yaşıyor olmaları demekti.”
“Her yerde hususen geri kalmış yerlerde mafyanın ağzına azıcık bal sürülebilir.”
“Bize ‘Orta Asya’ya açılın’ diyen sağ ABD Cumhuriyetçileri kaybetti. Yeni iktidarla Türkiye yalnız kaldı.”
“Yüzlerce arkadaşlar, yüzlerce diyorum tabi. Türkiye’nin içinde binlerce yurt dışında burs veriyorlar. Amerika’da otuz küsur değişik üniversitelerde kariyer yapıyorlar. Kariyerin yapılmasının yanında kariyer yapmanın yanında ada aynı zamanda bu arkadaşlarımız orada hizmette yapıyorlar ve bu iki üç senelik ömrü olan bir şey. Daha öncede vardı üç beş arkadaş ama fakat bunlar Allah'a çok şükür organize edildi. HİMMETLER belli bir noktada…(kesinti) edildi. Ve şimdi orada çok iyi güdülüyorlar Allah’ın İnayet ve keremiyle her sene de besleniyorlar. İngiltere’den Almanya’ya oradan Avusturalya’ya oradan Amerika’ya kadar her yerde kariyer yapan arkadaşlarımız besleniyorlar. Ve bu arkadaşlar bizim gayeyi hayalimize göre gelecekte o dünyalarda ki üniversitelerde ki bizim tebliğcilerimiz olacaklar. Türkiye’ye döndükleri zaman da burada el üstünde üniversitelerde ki HOCALARIM olacaklar.”
Bu sözler, kasetlerdeki vaazları, röportajları ile kitaplarda yer alan taktik ve strateji içeren sözlerdir. Pensilvanya örgütünün strateji ve hedeflerini adeta özetleyen bu ifadeler;
fetvalarla “Tedbir ve İstihbarat”, “Maarif ve Şirket" ilkesine göre yetiştirilen örgüt mensuplarının, amaçlarına giden yolda hasım olarak gördükleri diğerlerini de etkisiz kılarak, devlet içinde etkin bir duruma gelmeleri hedefini göstermektedir.

 Örgütün Sosyo-Kültürel ve Zihinsel Yapısı
Örgüt içerisinde F.GÜLEN'in "Olağanüstü haller yaşamış bir VELİ olduğu" görüşü yaygındır. Etrafında bu kadar çok insanı toplayabilmesinin arkasında bu anlayışın yattığı söylenebilir. F.GÜLEN, örgüt üyelerine gelişen teknoloji ile birlikte teyp kasetleri, videokasetleri, kitapları, çeşitli dergilerde yer alan başyazıları, internet siteleri, radyo ve televizyon programları ile görüşlerini rahatça iletebilmiştir.
Gülen'in, örgüt üyeleri üzerinde, kendi ifadesiyle "uyarılarının ve tavsiyelerinin, birinci derecede hareket ettirici etkiye sahip olduğu" söylenebilir. Bu nedenle, F.GÜLEN'in kişisel görüşleri; aynı zamanda örgütün görüşleri anlamına geldiğinden, Gülen’in düşüncelerinin analizi, örgüt hakkında da ayrıntılı bilgilere ulaşılması anlamına gelmektedir.

 Örgütün Yönetim Modeli
Pensilvanya Örgütü 'lider merkezli' bir yapıya sahiptir. Lidere en yakın insanlar liderin koruyucusudurlar. 'Lider' etrafında örgütlenen hareketin en dışında ise, 'örgüte ilgi duyanlar' bulunur. Bu tür bireyler önemlidir; çünkü örgüt meşruiyetini sempatizanlarının sayıca çokluğuna dayandırmaktadır. Bu bireyler esas itibariyle ‘örgüt içinde değillerdir’, ancak ‘örgüt dışında’ da değillerdir. Sadece örgüte ilgi beslemektedirler.
FETÖ/PDY örgütlenmesi; gizlilik, hiyerarşik yapılanma, pelür kağıtları ile haberleşme, özgeçmiş raporu verme (CV) ve kod adı kullanma gibi özellikleri ile yasadışı terörist örgütlenmelerin taktiklerini kullanmaktadır. FETÖ/PDY’de F.GÜLEN’in verdiği kararı sorgulama anlamına gelecek her düşünce, eylem veya tavır kuvvetle ezilmekte, liderin ve ona bağlı diğer yöneticilerin tüm talimatları, aklın da ötesinde bir kutsiyet kazandırılarak uygulanmaktadır. F.GÜLEN başta olmak üzere örgüt yöneticileri, halka hitap ederken büyük bir tevazu sergilerken, örgüt içerisinde mutlak bir otorite ile hareket etmekte olup, örgüt içerisinde ödül ve ceza sistemi uygulanmaktadır.
Örgüt mensuplarının evlilikleri dahi bağlı bulundukları imamların izin ve talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. Evlilik kararı veren örgüt mensubu bu durumu kendisinden sorumlu imama iletmekte, müstakbel eşini yine örgüte bağlı olan bayanların resimlerinin bulunduğu bir katalogdan seçmektedir.
Böylelikle hem mensupların örgüte bağlılığı artırılmakta hem de örgütten ayrılma durumunda ayrılan kişilerin eş ve çocukları örgüt talimatı ile kendisinden uzaklaştırılarak baskı oluşturulmaktadır.
Örgüt mensuplarının iş ve özel hayatlarındaki bütün kararlarını örgütün tasarrufuna bırakmış olmalarının altında yatan sebeplerden en önemlisi, bağlı oldukları imamların ve Fetullah GÜLEN’in hata yapmayacağına inanmış olmalarıdır. Ayrıca örgüt mensuplarının tamamına belli görev ve sorumluluklar verilerek bağlılıkları perçinlenmektedir.
Yazarı M.Abdülfettah ŞAHİN (Fetullah GÜLEN) olan “ÖLÇÜ VE YOLDAKİ IŞIKLAR” isimli kitabın 57 ve 58. Sayfalarında “Hizmet İnsanı” başlıklı bölümde “Cemaate bağlı kişinin azimli/kararlı ve hizmete karşı itaatkâr her şeyin sorumluluğunu alması gereken, darbe yediğinde azmi bozulmayan, yüksek rütbelere geldiğinde KENDİ RÜTBESİ DEĞİL DE HİZMETİN RÜTBESİNİ ÖN PLANDA TUTAN, hizmet içerisinde yapacağı görevlerin zor olabileceğine inanan ve bütün varlığını/canını/sevdiklerini hizmet için feda etmeye hazır olması” gerektiği vurgulanmıştır.
Fetullah GÜLEN’in “Ne olursanız olun makam şöhret başınızı döndürmesin. “SIFIR” olun. Olun ki büyük rakamlarda büyük yerlerde kullanılasınız.” Şeklindeki sözleri ise, örgüt mensuplarının fonksiyonel değerini ifade etmektedir. GÜLEN’e göre bireysel olarak hiçbir anlam ifade etmeyen fertler örgüt bünyesindeki faaliyetleri ile değer kazanmaktadır.
Dini unsurları temel alarak hareket ettiğini iddia eden FETÖ/PDY’nin, dini değerleri zamana ve şartlara göre kendi idealleri doğrultusunda yorumlaması, ülkesi ve devleti ile barışık olmak yerine devleti kendisine hasım olarak görmesi, açık ve şeffaf olmak yerine bir istihbarat örgütü gibi “kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar” kullanması, yönetim kadrosunun faaliyetleri yurt dışından idare etmesi ve hasımlarını saf dışı etmek için her türlü baskı, şantaj ve yasadışı yöntemi kullanması, çeşitli yabancı misyon temsilcileriyle mahiyeti bilinmeyen görüşmelerde bulunması, söz konusu yapının casusluk faaliyetlerini de kapsayan organize olmuş bir örgüt olduğunu ortaya koyan unsurlardır.

 Örgütün Hiyerarşik Yapısı
Devlet kurumlarının muhtelif tarihlerdeki raporlarında, bu örgütsel yapının hiyerarşik durumu dönemsel olarak ortaya konulmaktaydı. Örneğin, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün '1999' yılında yapmış olduğu bir çalışma esnasında yapılan tespite göre, bu yapılanma şu şekildeydi:
1. İstişare Grubu
2. Dünya imamı
3. Coğrafi bölge imamı
4. Ülke imamı
5. Bölge imamı
6. İl imamı
7. İlçe imamı
8. Semt imamı
9. Mahalle imamı
10. Ev imamı (Işık evleri)
11. Ser rehberler
12. Belletmenler
13. Öğrenciler ve örgüt mensupları (şakirt ve şakirdeler).

Örgütün hiyerarşik yapısı, günümüzde çok daha gelişmiş ve karmaşık bir hal almış olup, alınan ifadeler ve yapılan çalışmalarda örgütün mevcut yapılanmasının aşağıda belirtildiği şekilde olduğunun anlaşıldığı,
FETÖ/PDY Örgütü;'coğrafi', 'sektörel' ya da 'kurumsal' anlamda, "imam" olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan bir çalışma ve hiyerarşik düzene sahiptir.
FETÖ/PDY mensuplarınca “Kâinat İmamı” ve “Mehdi” olarak kabul edilen Fetullah GÜLEN’in liderliğini yaptığı örgüt; Danışman Kadrosu, Kıta İmamları, Ülke İmamları, Bölge İmamları, İl İmamları, İlçe İmamları, Esnaf İmamları, Semt İmamları, Ev İmamları üzerinden örgütlenmiş ve tabana yayılmıştır.
Kıta, ülke, bölge, şehir, ilçe, semt ve ışık evi sorumlularının yanı sıra kamuda (Bakanlıklar ve taşra teşkilatları, yerel yönetimler, üniversiteler, kamu iktisadi teşebbüsleri) ve özel sektörde (Hukuk büroları, bilişim şirketleri, muhasebe firmaları vb.) faaliyet gösteren kurumların her birinin başına örgüt tarafından “imam” olarak adlandırılan ilgili kurumların hiyerarşik yapıları dışında sorumlular atanmaktadır.
Kurumsal imamların genelde kurumun dışından olması söz konusu olmakla birlikte; her kurumun ayrıca kendi içerisinden sorumlu imamları da olabilmektedir. Bunlar kurum imamına karşı sorumludurlar.
Mülkiye, Emniyet, TSK, MİT ve Yargı içerisinde faaliyet gösteren imamlar ise ayrı bir yapılanma içerisinde yer almakta, bu yapılanmada yer alanlar, devletin hassas kurumlarında görev yapmaları nedeniyle takip edilmemek için diğer örgüt mensuplarına nazaran daha fazla önlemler almakta ve teknolojinin iletişim konusunda sağladığı imkânlardan kontrollü bir seviyede istifade etmektedir.
Örgütün yurt içinde toplum tarafından bilinen eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları, ekonomik kuruluşları, medya organları ve sağlık kuruluşlarının Türkiye Mütevellisine bağlı ayrı sorumluları bulunmaktadır. Bunlar örgütün önemli birer finans kaynağı olmanın yanı sıra, taban kazanmak ve algı operasyonları yapmak maksatlarıyla da kullanılmaktadır.
Türkiye'den sorumlu imama, beş bölge imamı, ona da bu beş bölgeyi oluşturan şehirlerden sorumlu imamlar bağlıdır. Her şehir büyüklüğüne göre alt bölgelere, bölgeler semtlere bölünmüş olup; her birisinin başında ayrı bir yetkili (imam) atanmıştır. Semt imamlarının altında o semte bağlı evlerin, ışık evlerinin imamları yer alır.
Her bölgenin başında da yine bir imam (bölge imamı) vardır. Başındaki imamla beraber bir de 'eğitim danışmanı' bulunmaktadır. İmam, daha çok işin finansal ayağını oluşturan esnaf sisteminin uygulanmasını sağlarken; paralel yapının temelini oluşturan talebe kısmının başında 'eğitim danışmanı' bulunur.
Bu beş bölge; İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep ve Erzurum bölgeleridir. Bölgeler, illerden oluşur ve üstte 'Bölge İmamı', altında ise 'İl İmamları' bulunur. İller de, 'büyük iller' ve 'küçük iller' olarak ikiye ayrılır. Büyük illerde, illerin altında 'en az iki' olmak üzere, eyaletler olur. Her eyaletin 'en az üç büyük bölgesi' söz konusudur. Örneğin Ankara, ilk zamanlar 3 bölgeden oluşurken, daha sonra bölge sayısı 5'e çıkarılmıştır. Büyük bölgeler ise, 'en az üç küçük' bölgeden oluşur. Hiyerarşik düzen; il imamı, eyalet imamı, büyük bölge imamı ve küçük bölge imamı şeklindedir. İmamlar, işin para kısmından ve maddi anlamda her şeyden sorumludurlar. Küçük bölgelerin parası, büyük bölgenin muhasebecisinde toplanır. Her büyük bölgenin, her eyaletin ve her ilin birer muhasebecisi vardır. Yapı, yukarı doğru bu şekilde sıralanır. Ast-üst ilişkisi, askeri bir hiyerarşiden daha sistemlidir. Toplanan paralar için hiçbir zaman makbuz verilmez. Bölge imamına ve muhasebecisine sonsuz güven vardır.
Bu arada her küçük bölge en az yedi - sekiz evden oluşur; kimi bölgelerde ise on üç-on dört ev bulunmaktadır. Her büyük bölgenin bir 'Zaman Gazetesi Sorumlusu' bulunmaktadır. Bu kişinin görevi, mütevelli esnaflar üzerinden gazeteye abone bulmak ve abonelerin takibini yapmaktır. Her mütevellinin belirli bir 'gazete aboneliği' hedefi vardır. Tiraj önemli olduğu için gazetelerin okunup okunmadığının önemi yoktur. Hatta bir kişinin gazeteye abone olması için 'okur-yazar' olmasına dahi gerek yoktur. Abonelikler 'yıllık' yapılır. Çoğunlukla kredi kartıyla yapılan bu abonelikleri 'iptal etmek' de mümkün değildir. Bazı dönemlerde bir esnaf '20 - 30 abone' hedefi alır ve bunu gerçekleştirir. Öğrenci evlerinde ev imamları, evde kalan her öğrenciyi abone yapmakla mükelleftirler. Bu uygulama, dershanelerdeki öğrenciler ve bunların velilerine kadar yaygınlaştırılabilmektedir. Hatta bir dönem, zorunlu abonelik 'Sızıntı Dergisi' için de söz konusu olmuştur.
Herkes, haftalık istişarelerde bir üstüyle bir araya gelir ve kendisine bağlı kişilerin örgütle ilişkisinin düzeyindeki gelişmeleri anlatır. Gazete ya da dergiye yapılan abonelikler ile 'toplanan bağışlar' konusunda rapor verir. Kurban Bayramı'nda deri toplanması, okulda bir organizasyon düzenlenmesi gibi, 'proje bazlı' konular, 'istişare toplantıları' adı altında konuşulup karara bağlanır. Bu istişarelerde; daha üst abilerden gelen ve merdiven mantığıyla 'imamdan - imama' tüm örgüte ulaştırılan 'emir' ve 'tavsiyeler' paylaşılır. O günün siyasi ve aktüel gündem konularına karşı alınacak ortak tavırlar öğrenilir. Bu hususlar, daha sonra ev ve yurt odası istişarelerinde mensuplara aktarılır.
Örgütün legal görünümlü eğitim, finans, medya gibi faaliyetlerinden sorumlu imamlar ile illegal yapılanmalardan sorumlu imamları arasında geçişler olabilmektedir. Eğitim alanında faaliyet gösteren bir imamın zamanla kamu kurumlarından sorumlu olması ya da illegal alanda görev alan bir il imamının medya faaliyetlerinde görevlendirilmesi mümkündür.

Örgütün Kuruluşundaki Yemin Metni
• Gücüm yettiği kadar Kuran’ı hayatıma gaye edineceğime;
• Kardeşlerime karşı sadakat izinde bulunacağıma;
• Halkın ve talebe arkadaşların izzet ve onurlarını izzetim ve onurum kadar yükseltmeye çalışacağıma;
• Kusurlarımın hatırlatılması karşısında memnuniyet ihzar edeceğime;
• Dahilden ve hariçten gelen bilumum taarruz ve tenkitleri, 'nefsime yapılmış' gibi 'ret' edeceğime;
• Bilumum karar listesindeki esaslara riayette bulunacağıma;
• Hizmet adına uhdeme aldığım vazifeleri veya kararla bana tahmil edilen mükellefiyetleri, 'itirazsız' yerine getirmeye çalışacağıma;
• Kur’an’a sadakatten hiçbir surette ayrılmayacağıma;
• Münferit hareket edip bu kararlara muhalif davrandığım an, ihtiyarımla bu kadrodan kendimi ıskat edip, 'herhangi bir talebe gibi' dershanede vazifeme devam edeceğime;
• VALLAH-BİLLAH kasemleriyle yemin ediyor ve bu yeminin 'La Yen Kati' olmasına, 'CENAB-I HAKKI istişhadda' bulunuyorum.
Yemin edenler, hazırlanan prensiplere uymakla mükelleftir. Bu prensipler '18 maddelik kurallar' içermektedir;
1. Finansman kaynaklarının tekele verilmesi, şahsi tasarruflar yapılmaması
2. Finansman kaynaklarının derneğe verilmesi
3. Lüksten kaçınmak, israf yapmamak
4. Dershanelere nezaret eden arkadaşlar, evde kalanlara her türlü adap ve edep kaidelerini öğretecek
5. Şahsi işlerimizi dahi görüşüp kararın varıldığı istikamette işleri yapmak
6. Dahilde ve hariçte kim vazifelendirilirse 'o vazifeye, o gidecek', 'başkası o işe karışmayacak'
7. Herkesin nereye, ne zaman gideceği bir sisteme bağlı olarak yürütülecek (dışarıya gitmeler, içteki ziyaretler)
8. Kusurlarını birbirine hatırlatmak için kardeş edinme
9. Bu kadroyu etrafa empoze etme, kuvvet kazandırma, çok kuvvetli gösterme (içte ve dışta olacak)
10. Arkadaşların birbirlerini kabul ettirmesi ve ittifak ettikleri o mevzuda aynı şeyleri söylemesi
11. On beş günde bir, bir araya gelip arıza ve pürüzlere bakılması (Pazar günü ikindi - akşam arası)
12. Bilumum dışarıya giden arkadaşların tenkidinin '15 günlük' toplantıda görüşülmesi
13. Acil durumlarda o mevzu ile alakalı olan arkadaş, toplantı gününü beklemeksizin Hocaefendi’ye duyurabilir
14. 'Şeriat' fikrinin müdafii olma, 'Risale-i Nur' ve Üstadı Şeriat'a muvafık şekliyle arz etme, Tesbihat ve Evrad-ı Ezkar'a ehemmiyet verme, bunların büyüklüğünü anlatma
15. Karara bağlanan bir şeyin hiçbir zaman aleyhinde bulunmama ('ima ihsas' yoluyla dahi olsa); aksine fikir olursa 'hakkı-ı hayat tanımama'
16. Her arkadaşın resmi, gayri resmi bir işinin olmasına ihtimam
17. İstişareden sonra fikir beyan etmeme, alınan kararları infaz etme ve istişareyi kimlerle yapacağını bilme (Ashab-ı Rey)
18. Kendi kardeşlerimize hakta öncelik tanıma, bir kardeşin aleyhinde söylenecek söz vs.de onu müdafaa ve söyleyeni de 'toplu olarak istintaka tutma', şiddetle bu iftirayı reddetme.
Bu şartlardan birisine riayet etmeyen kendi kendini azletmiş olacak ve talebe durumuna düşecek, bu durum kadrolardan, evdekilerden ve halktan gizli tutulacak, kimse bilmeyecektir. Işık evlerinde kalan öğrenciler arasında lise öğrencileri de vardır. Üniversite öğrenci evlerine, lise öğrencileri de verilerek; hem öğrencilerin kaynaşması sağlanmış, hem de aileler nazarında güven sağlanmıştır. Ancak rakamlar büyüyünce bu evlerin finansmanı için maddi destek bulunması gerekliliği ortaya çıkmış; bu sorun 'şirketler' ya da 'küçük esnaflar' yolu ile aşılarak, evlerin ihtiyacı olan bütün eşyalar örgütün esnaf kadrosu tarafından alınmıştır. Öğrencilerin kendileri de güçleri yettiği kadar 'ışık evlerinin' ihtiyaçlarının karşılanması için katkıda bulunmuşlardır. Bu yardımlar FETÖ/PDY’nin sayısal ve ekonomik olarak büyümesinde oldukça etkili olmuştur.
Örgüt etkisi altına aldığı öğrencileri öncelikli olarak eğitim fakültelerine yönlendirmiştir. Hukuk, tıp, mühendislik fakülteleri gibi yüksek puanla kayıt alan bölümleri kazanabilecek öğrencilere bu bölümler yerine eğitim fakültelerinin tercih ettirilmesi toplumun değişik kesimlerince eleştirilmiştir. Ancak zaman göstermiştir ki eğitim fakültelerine yönelinmesi örgütün uzun vadeli planlarını bir parçasıdır.
Örgüt eğitim kadrosunun nitelik ve nicelik açısından yeterli düzeye ulaşmasının ardından kendisine bağlı öğrencileri çağın gereksinimleri doğrultusunda yönlendirmiş ve geleceğin elitlerini yetiştirmeye başlamıştır. Eğitim gönüllüsü diğer kuruluşların ve dini referanslı yapıların aksine FETÖ/PDY, ihtiyaç sahibi olan öğrencileri değil, zeki ve başarılı öğrencileri hedef almış, hatta bu öğrencilere IQ testleri yaptırmıştır. Böylelikle örgütün devleti ele geçirme amacına ulaşmasına katkı sağlayacak kadrolaşma faaliyetlerini önü açılmıştır.
Sonuç olarak; F.GÜLEN’in 1970’lerin sonunda başlattığı uzun vadeli projenin ilk halkasını eğitim oluştururken, tedrisattan geçenler başta Emniyet, Yargı, TSK ve Mülkiye olmak üzere, devletin önemli kademelerine yerleştirilmiş, bir kısmı ise 'işadamı' olmaya aday gösterilmiştir. Örgüt bir yandan eğitimle kadro yetiştirip, bir yandan da diğer alanlarda etkinliğini artırmıştır.

 Paralel Devlet Kurma Çabaları
Örgütün özellikle, TSK, Emniyet, Yargı, MİT, Mülkiye ve bürokrasideki örgütlenmesi ile yasadışı faaliyetleri, muhtelif tarihlerde resmi kurumlar ve istihbarat birimlerince hazırlanan çeşitli raporlarla devlet arşivlerine girmiştir.
F.GÜLEN ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflere ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis etmiş; bu nedenle, mevcut sistemi yıkmak yerine, devletin tüm kurumlarını ele geçirmeyi hedeflemiştir.
FETÖ/PDY, yurt içinde ve yurt dışında çok miktarda vakıf, dernek, özel okul, şirket, dershane, öğrenci yurdu, yayın organı, gazete, TV istasyonu, faizsiz finans kurumu, sigorta şirketi ve radyo istasyonunu denetim altında bulundurarak; amacına uygun planlı, programlı ve gizli olarak faaliyetlerini yürütmüştür.
FETÖ/PDY’nin, diğer devlet kurumları gibi polis teşkilatı içinde de örgütlendiği, öteden beri kamuoyu tarafından bilinmektedir. Örgütün ulaşmak istediği nihai hedefler göz önünde bulundurulduğunda, bu son derece 'anlaşılabilir' bir durumdur. Zira Emniyet Genel Müdürlüğü; adli, idari ve istihbari kolluk görevi ifa eden ve aynı zamanda güç kullanma yetkisine sahip olan bir devlet kurumudur.
Bu nedenle, örgütün sızıp kontrolü altına almaya çalıştığı kurumların başında gelmesi de oldukça doğaldır. Örgüt, Emniyet Teşkilatı'ndaki kadrolaşmasını belirli bir düzeye ulaştırdıktan sonra, buradaki gücünü operasyonlarının ana aracı olarak kullanmaya başlamıştır.
 Örgütün İstihbarat Ağı ve Arşivi
Örgütün, devlet yapılanması içerisinde en güçlü olduğu alanların başında, güçlü bir istihbarat ağına sahip olması gelmektedir. Öyle ki, kamu kurumlarında çalışan örgüt mensupları elde ettikleri bilgileri örgüte aktarmakta ve toplanan bütün bilgiler yukarıda birleştirilerek, büyük bir havuz oluşturulmaktadır. Örgüt, hedeflerine ulaşmak için bu havuzdaki bilgi ve belgeleri amaca uygun hale getirerek hasım cephedeki kişi ve kurumlar aleyhinde kullanmaktadır. Süreç, önce olayın kendilerine yakın medyaya sızdırılması ve kamuoyu oluşturulması ile başlamaktadır.
FETÖ/PDY; Mülkiye, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde örgütlenerek, 'güvenlik bürokrasisi' ve 'istihbarat' alanında bir ağ oluşturma yoluna gitmiştir. Bu kurumların yanı sıra, bu yapının paralel bir örgütlenmeye giderek istihbarat ağına katmaya çalıştığı kurumlardan birisi de 'TÜBİTAK' olmuş; son dönemde, Türkiye'nin en mahrem kurumlarından birisi olan TÜBİTAK'ta da derin bir oluşuma gittiği anlaşılmıştır.
TÜBİTAK'ın özellikle en gizli birimlerinden olan 'Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM)'deki kadroları sayesinde, devletin üst düzey siyasi ve bürokratlarınca kullanılan kriptolu telefonların dinlenildiği ortaya çıkmıştır.
'Hizmet ve eğitim hareketi' olarak görünmesine rağmen, FETÖ/PDY’nin paralel kadrolaşma hedefinin, 'askeri' ve 'stratejik' birimlere yöneldiği; gücün, stratejik bilginin ve paranın olduğu her yerde örgütlendiği görülmektedir. Bu hedeflerden birisinin de askeri ve stratejik projelerin, kriptolu telefonların üretildiği, bilirkişi raporlarının verildiği TÜBİTAK birimleri olduğu anlaşılmıştır.
Örgütün 'istihbarat ağı ya da gücü' konusunda bahsedilmesi gereken bir husus da F. GÜLEN'in sahip olduğu ileri sürülen arşivdir. Bu yasadışı arşivde; örgütün yasadışı adli ve önleme dinlemeleri, kendine ait gelişmiş cihazlarla yaptığı teknik takip, telefon ve ortam dinleme kayıtları, kamu personeline yönelik fişlemeler ile örgütle teması olan öğrencilerin ve ailelerinin bilgileri bulunmaktadır.
Her bir ilçe imamı, sorumluluğu altındaki ilçede, sohbet toplantısı olarak adlandırdıkları toplantıya katılan esnaf, memur vb. listesini, bunların irtibat bilgilerini, anılanlardan ne kadar himmet alındığını, kendilerine bağlılık derecesini, ne iş yaptığını, sohbetlerdeki tutum ve davranışlarını, ilçede örgüte bağlı menkul ve gayrimenkul listesini tutmakta, ilçeye yeni atanan kamu kurum/kuruluş yetkililerinin tutum davranışlarını takip etmekte, kendilerinden olan ve olmayanları belirlemekte, kişisel zaafları dahil şahıslar hakkında biyografik bilgi formları tutmaktadır.
Kamu kurumlarında çalışan örgüt mensuplarının bilgileri de örgüt tarafından güncel olarak arşivlenmektedir.
FETÖ/PDY 'abilik' ve 'ablalık' müessesi sayesinde temas kurduğu öğrencilerin aileleri hakkında da bilgi toplayarak; ailelerin dini, siyasi, ekonomik, etnik köken vb. durumlarını kayıt altına almaktadır.
Bu kapsamda ışık evlerinden, mahalle, ilçe, il, bölge ve Türkiye geneline, yurt dışında ise yine örgütün faaliyet gösterdiği her bir yerleşim yerine ve alanına kadar, örgütün hafızası niteliğinde arşivleri vardır.
Her bir sorumlunun, sorumluluğu altındaki birime ya da alana dair tuttuğu ve bir üstüne gönderdiği kayıtları/arşivi vardır.

 Örgütün Haberleşmede Kullandığı Yöntemler
Dünya genelinde 160 ülkede faaliyet gösteren ve binlerce mensubu olan örgüt için; haberleşme, talimatların alınıp verilmesi, gelişmelerin güvenli ve zaman kaybetmeksizin aktarılması, faaliyetlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi hayati öneme sahiptir. Faaliyet alanlarının çeşitliliğine paralel olarak örgütün haberleşme yöntemleri de çeşitlilik arz etmektedir.
En önemli haberleşme aracı GSM hatlarıdır. Bu hatlar, genel olarak başkası adına kayıtlı ya da örgüt kontrolündeki kurum/kuruluş adına kayıtlı olan, abone bilgilerinden gerçek kullanıcısına ulaşılamayan hatlardır.
Yaklaşık 3 ayda bir yeni bir GSM hattı temin edilmekte ve eski hatla birlikte telefon cihazı da değiştirilmektedir.
*Örgüt mensuplarının kendi adlarına olmayan GSM hatları temin edip bunları belirli aralıklarla cihazlarıyla birlikte değiştirmeleri dahi, legal olduğunu iddia ettikleri faaliyetlerinin illegal olduğunu ve bunları gizlemeye çalıştıklarını ortaya koymak açısından önemli bir veridir.
*İnternet üzerinden haberleşmeye imkan tanıyan Skype, Tango, WhatsApp vb. programlar, şifreli ve düşük maliyetli olması nedeniyle oldukça sık tercih edilen haberleşme yöntemlerindendir.
*Türkiye'de Almanya, ABD ya da başka bir ülkeye kayıtlı GSM hatlarının kullanılması, örgütün üst düzey abilerinin kullandığı yöntemlerdendir. Abone bilgilerinden sadece hangi ülkeye ait olduğunun görülebilmesi nedeniyle zaman zaman tercih edilebilmektedir.
*Kiralık hatlar vasıtasıyla kriptolu IP telefon kullanılması, özellikle yurt dışındaki okullarla irtibatta kullanılan yöntemlerdendir.
*Canlı kurye kullanılması, en sağlıklı haberleşme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Talimat almak ve faaliyetler hakkında bilgi vermek amacıyla doğrudan ABD/Pensilvanya'ya gidilerek örgüt lideri F.GÜLEN ile yüz yüze görüşülmekte ve talimatlar bizzat alınmaktadır. F.GÜLEN'in, "çok önemli hususların yüz yüze görüşülmesi" yönünde talimatlarının olduğuna dair bilgiler mevcuttur.
*Örgüt mensupları, tedbir olarak haberleşme araçlarını değiştirdikleri gibi isim zikretmekten imtina etmekte, "abi" ya da "hocam" şeklinde genel ifadeler kullanılmaya özen gösterilmekte, il ve ilçe imamları ise genel olarak "Kod" isim kullanmaktadırlar.
*Örgütsel görüşmeler sırasında ‘hizmet, şakirt, Fetullah GÜLEN, cemaat’ gibi kelimelerin telefonda zikredilmemesine özen gösterilmekte, buluşma yeri söyleneceği zaman şifreli ifadeler kullanılmasına önem verilmektedir.
*Örgüt toplantılarında verilen talimatlar ufak kağıtlara yazılmakta hatta bunların lüzumu dahilinde yok edilebilmesi için yenilebilir özellikte olması sağlanmaktadır.

 Baskı Oluşturma
Örgüt, son yıllarda adeta bir 'korku imparatorluğu' oluşturmayı başarmıştır. Bu sürecin birinci aşamasında, yayınlanan ya da yayınlanacak olan ses kayıtları kamuoyunda gündem oluşturan yazarlar tarafından geniş kitlelere 'iddia' şeklinde ana hatlarıyla duyurulmakta; ikinci aşamada, şahıslar tarafından ortaya atılan bu iddialar, özellikle belirli basın yayın kuruluşları aracılığı ile haberleştirilerek, ülke genelinde 'tartışılır' hale getirilmekte; üçüncü aşamada ise konuya ilişkin bilinçaltı algısı oluşturulmuş kitlelere yönelik; 'mevcut hükümet aleyhine tepkiselliğin arttırılması', 'kitlelerin harekete geçirilmesi', 'devlet kurumlarının ve bürokrasinin yıpratılması' gayeleri ile sosyal medya ve basın yayın organları üzerinden algı operasyonları yapılmaktadır.
17-25 Aralık sürecinde de bu yöntemlerle hükümeti devirmeye yönelik, “üst akılla” profesyonelce oluşturulmuş, tamamen organize bir strateji izlenmiştir.
FETÖ/PDY’nin, kendisinden olmayanlara karşı kullandığı çok sayıda illegal yöntem olup; bunlar şahsın işinden, ailevi yaşantısına, kişisel zaaflarından, toplumsal konumuna göre şekillenmekte ve çeşitlilik göstermektedir.
Serbest meslekle uğraşan bir şahsı, piyasadaki serbest rekabet şartlarına aykırı olarak ekonomik anlamda zarara uğratmaya çalışan ya da kamudaki mensupları aracılıyla çeşitli gerekçelerle denetlemeler yaptıran örgütün baskısını asıl hissettirdiği alan kamu kurum ve kuruluşları çalışanlarıdır.
Kamuda uygulanan genel illegal yöntemleri; kendilerinden olmayan çalışana mobbing uygulanması, terfi ettirilmemesi, stratejik görevlere getirtilmemesi, meslekten ihraca varan disiplin cezaları verilmesi, istem dışı tayin edilmesi, hak edildiği halde ödüllendirilmemesi, yurt dışında eğitim imkânlarından faydalandırılmaması, vb. olarak sıralamak mümkündür.
Ancak örgüt kullanmış olduğu bazı yası dışı yöntemler vardır ki bunlar söz konusu şahsı hem madden hem de manen bitirmeye, yok etmeye yönelik eylemlerdir. Bu yöntemlerle şahıs, aile, sosyal ve iş hayatında yıpratılarak itibarsızlaştırılmakta, kişi bu iftiraların/saldırıların kimden geldiğini bilse de direnememekte, belli bir süre sonra istifa etmekte ya da örgütün istemiş olduğu davranışları sergilemek zorunda kalmaktadır. Bu suçların bir kısmı örgütün legal uzantıları ile koordineli olarak yürütülen planlı çalışmalardır. Söz konusu yöntemlerden bazılarını;
* Kamu çalışanını, çalıştığı kurum ve kamuoyu nazarında itibarsızlaştırmaya ve suçlu göstermeye yönelik iftira niteliğindeki iddialar içeren, kim tarafından gönderildiği tespit edilemeyecek şekilde şahsın özel hayatına ya da meslek hayatına dair isimsiz ve imzasız ihbar mektupları ya da elektronik e-postalar göndermek, bunlara dayanarak kamu kurum/kuruluşlarındaki uzantıları aracılığıyla şahıslar hakkında hukuk ve ceza davaları açtırmak, hapse göndermek, şahsı aile, sosyal ve iş hayatında itibarsızlaştırmak, tayin ve terfisini engellemek, aile düzenini bozmak,
* Profesyonel olarak asıl yayın yapanın kim olduğunun tespit edilmesini engelleyecek şekilde yurt dışındaki çeşitli sunucular aracılıyla hizmete sokulmuş internet sitelerinden çeşitli kamu kurum/kuruluşları ya da yöneticileri/çalışanları aleyhine çeşitli iddialarda bulunmak,
doğrudan özel hayata müdahale eden ve doğruluğu bilinmeyen şahsı kamuoyu nazarında yargısız infaz eden görüntü ve sesler yayınlamak, legal uzantıları vasıtasıyla internetteki bu tür yayınları usöz konusu siteyi kaynak göstererek" yayımlamak ve daha geniş kitlelere duyurmak,
*Güvenlik birimleri ya da stratejik kurumlardaki uzantıları vasıtasıyla illegal yöntemlerle temin edilen ve üzerinde oynanmış çeşitli dijital verileri kamuoyuna sunmak,
*Hakkında ceza ya da hukuk davası açılarak meslekten men edileceği, ellerinde özel hayatına dair açıklanmasını istemediği dijital veriler olduğu şeklinde tehditler ve şantajla, şahsı örgüte büyük miktarlarda himmet ödemeye mahkûm etmek ya da istenen işi yapmaya zorlamak şeklinde sıralamak mümkündür.

 Siyasi Baskı
Örgütün siyasetle ilişkisi 'faydacı' ve hatta 'fırsatçı' temelde olup; öncelikle siyaset ve kurumları üzerinde etkili olarak kadrolaşmanın önünü açmayı, elemanlarını etkili konumlara taşımayı, onların korunup kollanmasını sağlamayı hedeflemektedir.
Bu konuda dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus da; örgütün taşeronluğunu yaptığı politikaları devlete hâkim kılmak istemesidir. Başta uyuşturucu, terör ve Kürt Sorunu olmak üzere; iç güvenlik, dış politika, uluslararası güvenlik, bölgesel ve küresel ilişkiler, uluslararası kuruluşlar, ekonomi, eğitim vb. konularda kendi alternatif politikalarını üretip, bunların devlet ya da hükümet politikası haline gelmesini sağlamaya çalışmaktadır.
Siyasi ve sosyal konularda kendi düşünce ekseni etrafında bir kamuoyu oluşturmak, tüm toplumu hedef alıp kendi anlayışınca terbiye etmek, karar alıcı ve politikacıları etkilemek amaçlarıyla özel olarak yetiştirilmiş ve medyada, televizyon programlarında ön plana çıkartılmış çok sayıda akademisyen ve gazeteci, FETÖ/PDY mensubu olarak ulusal ve uluslararası politikalara yön verebilmek adına başta algı operasyonu olmak üzere her türlü yolu denemektedir.
Bunların yanı sıra örgüt, mensuplarını milletvekili olarak meclise sokmayı istemekte, ilgi gösterdiği kanun tasarıları hakkında hukuk büroları aracılığı ile çalışmalar yapıp medya organlarının da katılımı ile yasama sürecine müdahil olmaya çalışmaktadır.

 Medya ve Psikolojik Harekât - Propaganda Araçları
FETÖ/PDY’nin son dönemde, devletin gizli bilgilerini, gizli toplantılarını, gizli telefon görüşmelerini, devlet kademelerindeki kendi unsurları vasıtasıyla her türlü yolu 'meşru' sayan bir anlayışla ele geçirip montajlayarak; Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde yayınlayarak devleti ve hükümeti, 'itibarsızlaştırmak' suretiyle 'casusluk' faaliyeti içerisine girdiği görülmüştür. Öyle ki devletin en mahrem bilgileri dahi medyaya servis edilebilmektedir.
Örgüt özellikle yasadışı dinlemeler esnasında elde ettiği ses kayıtlarını medya organları vasıtasıyla iddia şeklinde kamuoyuna ana hatları ile duyurmakta, ülke genelinde tartışılır hale gelen iddiaların özel bir kurgu ile sunumunu yapmakta ve hükümet aleyhine tepkiselliğin artırılmasını, devlet kurumları ve bürokrasinin yıpratılmasını hedeflemektedir.
Örgütün bu tavrı yeni olmayıp 28 Şubat sürecinde de anti demokratik girişimler grubun medya organlarınca desteklenmiş ve dönemin hükümetini devirmeyi hedefleyen yayınlar yapılmıştır. Yine 1980 askeri müdahalesinin hemen ardından F. GÜLEN, Sızıntı Dergisi’nde yayınlanan yazısını “Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.” diyerek sonlandırmıştır.
Sonuçta kamuoyunda; bütün bunların, devletin ortadan kaldırılmasına, ele geçirilmesine, anayasal düzenin cebren değiştirilerek yok edilmesine, hükümeti iş yapamaz hale getirmeye ve devirmeye yönelik belirli bir strateji doğrultusunda gelen talimatlar üzerine yapıldığı, bu uğurda her türlü baskı, cebir vb. tarzda hareketlerin de örgüt tarafından meşru görüldüğü anlaşılmıştır.

 Eğitim Alanı: Dershaneler, PDY Evleri (Işık Evleri) ve Öğrenci Yurtları
Örgütün önemli bir ayağını 'öğrenciler' oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle de kırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarından oluşmaktadır. Örgütün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı PDY’ye öncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileri yetiştirmektir. Bugün gelinen noktada; yıllardır her dile getirildiğinde reddedilmeye çalışılan ve tepki gösterilen; "F.Gülen ve örgütünün amacının, açtıkları okulları sayesinde Türkiye'de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfı oluşturmak" iddiasının doğrulandığı görülmüştür.
Işık evleri ile alakalı olarak F. GÜLEN;“Bu evler; bir medrese gibi işler, bir mektep gibi işler, hususi/ile her şeyin kapandığı bütün kapılara kilit vurulduğu bir dönemde bu evler geçmişte olan misyonlarından daha büyük misyon yüklenirler, çünkü geçmişte bu evlerin yaptığı vazifelerin bazılarını medrese yapar, bazılarını zaviye yapar. “ ifadelerini kullanmıştır.
Örgüt evleri, yurtları ya da dershanelerinden yetişerek kendilerine değişik görev, sorumluluk ve misyon yüklenmiş kişilerin kamuoyuna yansımış açıklamalarından sistemin işleyişine ilişkin aşağıdaki bazı tespitleri yapmak mümkündür:
(1) Örgütle ilk karşılaşmalar genellikle dershanelerde ya da benzeri eğitim kurumlarında olmaktadır.
(2) Temas sağlanan öğrenciler, abilerin sorumlu oldukları evlere dağıtılmaktadır.
(3) Öğrenciler belirli bir okula yerleştirilmek isteniyorsa, sınavlara birkaç ay kala gruplar halinde farklı yurtlara çıkarılmaktadır. Bu gruplar, daha sonra daha küçük gruplara ayrılmaktadır.
(4) Her öğrenciye 'kod' adı verilmektedir. 'Paralel Devlet' dediğimiz yapılanma içerisinde, aslında bölgesinden birimlerine kadar herkes 'kod isim' kullanmıştır.
(5) Mülki İdare, Emniyet, TSK ve Yargı gibi stratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip, özel şartlarda hazırlanmaktadır. Bunlar özellikle 'dörder kişilik gruplar' halinde hazırlanmakta ve bunların mümkün olduğunca diğerleriyle teması sınırlanmaktadır. Bunlara 'hücre tipi' yapılanma modeli uygulanmakta; askeri okullara, Polis Akademisi ve Polis Koleji’ne sokulacak öğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleri ile kayıt edilmemektedir. Bu öğrencilere sınav soruları sınavlardan önceden verilir. Buna örgüt jargonunda 'Fetih okutmak' denir. 'Fetih okutmak', "sınavda çıkacak soruların öğrencilere okutulup ezberletilmesi" demektir.
(6) Özellikle Hukuk Fakültelerinde okuyan öğrencilere 'top-sakal bıraktırıp, küpe taktırarak, girecekleri ortamda kimliklerini gizlemeleri için 'stil çalışması' yaptırdıkları bilinmektedir.
(7) Dershaneler, örgütün adeta vesayet araçlarıdır. Çocukların ve ailelerin bilgilerinin depolandığı bir veri tabanıdır. Bu yapının, her ilde en az bir okulu olmakla birlikte, aileler çocuklarının etiketlenmesini istemediği için pek fazla göndermemektedirler.
Fakat dershaneler için bu ihtimal daha az olduğundan, dershanelerine daha fazla öğrenci gitmekte ve aileleri de bu yapının içine çekebilmektedirler. Dolayısıyla konunun sadece eğitim olmadığı, PDY’nin; dershaneler üzerinden çocuklara, ailelere, il ve ilçelere, köylere ulaştığı ve kontrol ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağı kopartacak şekilde, dershanelere gerek kalmayan bir sistem getirildiğinde artık PDY’ye ya da benzeri bir yapıya ihtiyaç kalmayacaktır.
(8) PDY 'abilik' ve ‘ablalık’ müessesiyle çocukları adeta ailelerinden daha iyi tanır hale gelmekte, gelişimini takip etmekte ve bu çocuklar bahanesiyle ailelerinin evlerine gelip bilgi toplayıp, not etmektedir. Ailenin dini, siyasi, ekonomik, demografik, eğitim, kültürel, etnik vb. durumu o defterlerde kayıtlı olup, adeta aileler fişlenmektedir. Bu şekilde F.GÜLEN örgütünün elinde, 'geniş bir demografik arşivin olduğu' bilinmektedir.
Sonuçta 'eğitim alanı', örgüt için adeta bir 'ara yüz' konumundadır. Zira 'eğitim alanı', örgüt açısından 'üç temel' fonksiyon görmektedir. Her şeyden önce 'insan' kaynağı sağlamakta; ikinci olarak ekonomik kaynak temin etmekte ve üçüncü olarak ise, belki her şeyin ötesinde, hareketin meşru gibi görünmesini sağlamaktadır. Üçüncü fonksiyon diğer ikisinden daha önemlidir çünkü eğitim faaliyetleri, diğer gayri meşru faaliyetleri kamufle etmektedir.

 Örgütün Mali Yapısı ve Genel Durumu
F.GÜLEN, 1960'lı yılların sonlarında İzmir/Merkez vaizi ve Kestanepazarı Camisi İmamı olarak görev yaptığı dönemde, küçük bir cami cemaatine hitap eden bir din adamı profilini taşırken, zamanla sayıları milyonlarla ifade edilen bir kitleye hitap eder hale gelmiştir.
İlk yola çıkarken "Altın Nesil" oluşturma söylemleriyle ihtiyaç sahibi öğrencilere eğitim ve burs imkânları sağlamayı amaçladığını iddia ederek maliyesini de buna göre oluşturmuş, pek çok kişi ve kesim tarafından desteklenmiş ve takdir görmüştür.
Yapılan hizmetler için gerekli olan maddi kaynaklar ise "ihtiyaç sahibi öğrenciler için yardım" adı altında gelenekçi tarzla fitre, zekât, bağış, hibe, himmet, vb. adlarla doğrudan para temini ya da kurban derisi, gıda yardımı, vb. ayni yardımlar yoluyla karşılanmıştır.
Örgütün mali yapısı, zaman içerisinde örgütlenmesine paralel olarak Türkiye başta olmak üzere Dünya'nın pek çok ülkesinden gelir ve gider kalemleri olan, son derece geniş bir ağ haline gelmiştir.
Bu kapsamda yapılanma zaman içerisinde profesyonelleşmiş, bünyesinde bankası, holdingleri, basın yayın kuruluşları, eğitim kurumları, ticari işletmeleri, hastaneleri, STK'ları vb. çok sayıda kurum/kuruluşu olan, milyar dolarla ifade edilen gelir/gider rakamlarına ulaşan dev bir organizasyon haline gelmiştir.
Denetimindeki eğitim kurumları ve diğer kurum/kuruluşları aracılığı ile topladığı yardımlar veya ticaret yoluyla elde ettiği kazancın miktarını belirlemek mümkün görünmemektedir.
Sistem, kurumsal bir yapıya oturtulmaya çalışılsa da gelenekçi gelir toplama yöntemleri hala varlığını ağırlıklı olarak devam ettirmekte ve gelir kalemleri içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.

 Mütevelli Heyetleri ve İllerin Mali Yapılanması
Örgütün himmet yolu ile sağladığı gelirler genel olarak mütevelli heyetleri vasıtası ile toplanmaktadır. Örgütün sohbet gruplarında yer alan kişilerden; sohbet toplantılarına düzenli olarak katılıp verilen görevleri yerine getiren, örgütün verdiği talimatları sorgulamaksızın itaat eden ve maddi gücü yerinde olan kimseler seçilerek mütevelli heyeti üyesi yapılmaktadır.
Sohbet gruplarında zekat, burs, kurban ve himmet adı altında paralar toplanırken; mütevelli heyeti üyesi kişiler ayrıca bir ışık evinin maddi ihtiyaçlarından sorumlu tutulmaktadır.
Mütevelliler topladıkları parayı sohbet hocasının yanında getirdiği muhasebecilere vermektedir. Örgütün mali kayıtlarını bu muhasebeciler tutmaktadır. İl imamının da bir muhasebecisi bulunmakta ve il genelinde mali kayıt tutmaktadır.
Mütevellide yer alanlar arasından her üç mütevelli heyetinden bir mali heyet teşekkül edecek şekilde isimler seçilmektedir. Mali heyetler yurtdışında bulunan örgüte ait yurt ve okulların yapımı için ihtiyaç duyulan paranın, hangi mütevelli heyetinden ne kadar toplanacağına karar vermektedir. Mali heyet toplantıları dünyanın her yerinde Salı günleri sabah namazından sonra gerçekleştirilmekte ve bu toplantılara mütevelli heyet sohbet hocaları da katılmaktadır.
İlçe imamlarının sorumluluğu altında bulunan mütevelli heyetlerinin üstünde, il imamlarının sorumluluğundaki il mütevelli heyeti yer almaktadır. İl genelinde ne kadar para toplanacağına ise ilin bağlı bulunduğu bölgenin toplantısında karar verilmektedir.
Burada alınan karar mütevelli heyet toplantısı adı altında yılda bir kez düzenlenen gizli toplantıda mensuplara aktarılmaktadır. Kişilerden alınan himmet vaadi nakit, çek, senet karşılığı olarak tahsil edilmekte; çek ve senetlerin ödenememesi halinde icra yoluna başvurulmaktadır.
İl imamının koordinesinde yılda en az bir kez mütevelli heyeti üyelerinin katılımı ile kamp düzenlenmektedir. Kamplar esnasında dini duygular istismar edilerek himmet, zekat, kurban ve öğrenci bursu adı altında toplanan paraların artırılması sağlanmakta, toplanan paraların karşılığının Cennet ile mükafatlandırılmak olacağı vurgulanmaktadır.
Mütevelli heyeti mensupları, iş adamlarının kurduğu sivil toplum kuruluşlarına üye yapılmakta, kimin hangi STK’ya üye olacağı sohbet abisi tarafından belirlenmektedir. Örgüt bu kuruluşların başkan ve üye seçimlerinde söz sahibi olmayı böylelikle de hükümete baskı yapabilmeyi hedeflemektedir.

 Örgütün Gelir Kaynakları
1. Kamu kaynaklarından elde edilen gelirler (Borsa Spekülasyonları, Devlet ihaleleri, Teşvik ve Hibeler)
2. İşadamlarından sağlanan gelirler (Şantaj, Tehdit)
3. Gönüllülük esaslı sağlanan gelirler (Himmet, Kurban)
4. Örgüte ait şirket, holding, banka, vakıf ve dernek faaliyetlerinden elde edilen gelirler
5. Eğitim faaliyetleri gelirleri (Dershaneler, Özel Okullar, Öğrenci Yurtları, Yardımcı Sınav Kitapları)
6. Örgüte ait basın ve yayın organlarına verilen reklam ve aboneliklerden elde edilen gelirler
7. STK’lardan sağlanan gelirler

 Kamu Kaynaklarından Elde Edilen Gelirler
1. Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı firmalara verilmesi,
2. Örgütle ilişkili firmaların rakipleri hakkında adli-idari işlemler yaparak piyasanın örgüt firmalarına teslim edilmesi,
3. Kurumların gizli kalması gereken finansal ve yatırım planlamaları bilgilerinin ilişkili firmalara sızdırılması,
4. Kamu arazi tahsislerinin örgütle ilişkili vakıf, dernek veya eğitim kurumlarına bedelsiz devredilmesi,
5. Belediyelerce yapılan imar değişikliklerinin, örgütle ilişkili vakıf, dernek veya şirketler lehine yapılması,
6. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansında görevli adamları vasıtasıyla iş adamlarının yurtdışı iş bağlantılarını sağlama karşılığı örgüt adına onlardan para alınması,
7. Kamu hibe, destekleme ve teşviklerinin takibi ve proje kabullerinde PDY firmalarının kayrılması,

 İşadamlarından Sağlanan Gelirler
1. İşadamlarından, adli-idari süreçlerdeki işlemlerini iş adamları lehine sonuçlandırma karşılığı alınan paralar,
2. İşadamlarının özel hayatları ile ilgili çeşitli zafiyetlerini “ses ve görüntü” kaydına aldırarak TEHDİT ve ŞANTAJ yoluyla alınan paralar,
3. İşadamlarından, iş bağlantılarını sağlama karşılığı alınan paralar.

 STK’lardan Sağlanan Gelirler
1.TUSKON ve bağlı Federasyon, Dernek, Şirket ile Vakıflardan toplanan aidatlar,
2.Yazılı-görsel medya sektöründen sağlanan gelirler,
3.Kimse Yok Mu? Benzeri bağlı STK’lar aracılığı ile yardım adı altında vatandaşlardan toplanan paralar,
4.Ticaret Odaları Yönetimlerini ele geçirerek, kamu hizmet alımlarındaki rayiç bedel belirlenmelerinde örgütle ilişkili vakıf, dernek ve firmalar lehine hareket edilmesi.

 Gönüllülük Esaslı Sağlanan Gelirler
1.Kurban Bayramı öncesi iş adamlarından firmalardan ve esnaftan, adlarına kurban kesileceğini belirterek Kurban adı altında toplanan paralar,
2.İl ve ilçelerde iş adamlarının katıldığı mütevelli heyetleri oluşturarak zekât ve burs adı altında toplanan paralar,
3.Memur maaş ve ödüllendirmelerinden %5-%10 HİMMET adı altında toplanan paralar,
4.Devlet kurumlarına yerleştirilen örgüt mensuplarının ilk maaşlarını örgüte vermeleri ile elde edilen paralar.

 Eğitim Faaliyetleri Gelirleri
1.154 Ülkede bulunan örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alınan paralar,
2.Yurtiçinde faaliyet gösteren örgütle ilişkili eğitim kurumlarında okuyan öğrencilerden alınan paralar,
3.Eğitim kurumlarında okuttukları öğrencilerden ücret aldıkları halde, işadamlarından fakir öğrencilerin okutulacağından bahisle BURS adı altında toplanan paralar,

 F.GÜLEN Örgütünün Mali Yapıya Sızma Amacı
1. İhracatta kolaylık ve öncelik sağlama,
2. Kamu destek ve teşviklerini grup şirketlerine yönlendirme,
3. Mali Denetim faaliyetlerinden haberdar olma ve denetimleri yönlendirme,
4. Kamu ihalelerini örgütle bağlantılı şirketlere verme,
5. Bilişim altyapısı ve kurum arşivini örgütle bağlantılı şirketlerin menfaatine kullanma,
Sonuç itibariyle, Paralel Devlet Yapılanması; sayıları yüzleri aşan söz konusu kurum/kuruluşları aracılığıyla mali açıdan da ülke içerisinde “Devlete Paralel” olarak örgütlenen organize bir yapıdır.

 Örgüt Adına Elde Edilen Gelirlerin Sisteme Sokulması
Örgütün, kurumsal gelirleri konusunda herhangi bir sıkıntı bulunmamakta olup, “Şirket” ya da “Anonim Şirket” olarak kurulan söz konusu kuruluşlar, elde ettikleri kazançları ticaret veya bankacılık üzerinden sisteme sokmaktadır. Vakıflar adı altında faaliyet gösteren kurum/kuruluşlar için ise vakıflar için tanınan vergi muafiyetlerinden yararlanılmakta, bir kısım para “bağış” adı altında söz konusu vakıflara verilmektedir.
Örgütün, sisteme sokulması yönünde sıkıntı çektiği gelir grubu, “Himmet” adı altında toplanan paralardır. Şahıslardan alınan paraların doğrudan il/ilçe sorumlusunda (Finans İmamında) toplanması, hem saklanması hem de nereden bulunduğunun sorulması durumunda sıkıntı yaratabilecek hususlardır.
Örgüt bu sorunu, topladığı parayı, kendisine bağlılığı konusunda şüphe duymadığı ve güvendiği mutemet tayin ettiği iş adamları üzerinden aşmakta, toplanan paralar, belirlenen iş adamlarına verilerek yakalandığında kendi parası adı altında legalleştirilmesini sağlamaktır.
Bu sayede zaten maddi durumu yerinde olan iş adamı gerektiğinde o parayı kendi parasıymış gibi bankaya yatırabilmekte, hem de örgütün o parayla ilgisi olduğuna dair resmiyete dökülebilecek bir sorun ortadan kaldırılmaktadır.
Ancak iş adamının mal varlığı, ürettiği katma değer miktarı ve diğer ticari(nakit mevcudiyeti başta olmak üzere) işlemleri incelendiğinde, doğrudan örgütün üzerine gidilemese de, söz konusu iş adamını kaynağını açıklayamadığı mal varlığı yüzünden zor durumda kalabileceği aşikârdır.
İş adamlarından toplanan paraların bir kısmı bulunan yerleşim yerindeki örgüt kurumlarının ihtiyaçları için harcanmakta, fazla para ise İstanbul'daki merkeze yönlendirilmektedir. Mali yönden sıkıntı yaşayan bölgeler kardeş şehir ya da kardeş ülke olarak kabul edilerek destek sağlanmaktadır.
Örgütün şahıslardan topladığı parayı sorunsuz bir şekilde sisteme sokma yöntemlerinden biri de kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan "Kimse Yok Mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği" gibi derneklerdir.

Haber Derleyen: Hasan Yağmur / malatyagercek.com 
NOT: İnternet Haber site ve gazete editörlerinin dikkatine! Haber Kaynağı ve Habere link verilmeden yayınlanamaz.

Yorum Gönder

@name x