Tüymebayev: Kazakistan, itibarını ve gücünü nükleersiz bir dünya için kullanıyor

08 Nisan 2013 Pazartesi 18:50
Bu haber 168 kez okundu

Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu’nda (USAK), "Nükleersiz Dünya İçin Kazakistan İnisiyatifleri" konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçisi Canseyit Tüymebayev, "Kazakistan kendi iradesi ile nükleer...

Tüymebayev: Kazakistan, itibarını ve gücünü nükleersiz bir dünya için kullanıyor
Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu’nda (USAK), "Nükleersiz Dünya İçin Kazakistan İnisiyatifleri" konulu yuvarlak masa toplantısı düzenledi. Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçisi Canseyit Tüymebayev, "Kazakistan kendi iradesi ile nükleer silahlarından vazgeçen, dünyadaki ilk ve tek ülke olarak tarihe geçti. Kazakistan, uluslararası alandaki itibarını ve gücünü insanlığın huzuru ve mutluluğu yolunda nükleersiz bir dünya için kullanmakta ve bu konuda birçok girişime de öncülük etmektedir." dedi.

Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçisi Canseyit Tüymebayev ile USAK Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kamer Kasım, "Nükleersiz Dünya İçin Kazakistan İnisiyatifleri" konulu yuvarlak masa toplantısındaki konuşmalarında nükleer gelişmelerle ilgili güncel gelişmelere değindi.

BAŞ TEHDİT, NÜKLEER SİLAHLAR

Tüymebayev, son yıllarda dünyanın birçok tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olduğunun gözlemlendiğini, bunların başını da nükleer silah tehlikesinin çektiğini vurguladı.
Özellikle 20’nci yüzyılın ortalarında, ilk defa, kitlesel imha silahı olarak icat edilen atom bombasının artan bir şekilde yayıldığı ve son yıllarda Türkiye’nin çevresinde de kendini hissettirmeye başladığını aktaran Tüymebayev, "Kazakistan ise kendi iradesi ile nükleer silahlarından vazgeçen, dünyadaki ilk ve tek ülke olarak tarihe geçti. Ülkemiz, bağımsızlığını ilan ettiği 1991 yılında, Sovyetler Birliği’nden devraldığı miras sayesinde, dünyanın dördüncü nükleer silah gücüne sahip bir ülkeydi. Fakat Kazakistan, kitlesel ölüm makinesi olan bu silahtan vazgeçmekte tereddüt etmedi. Kazakistan, uluslararası alandaki itibarını ve gücünü insanlığın huzuru ve mutluluğu yolunda nükleersiz bir dünya için kullanmakta ve bu konuda birçok girişime de öncülük etmektedir." ifadelerini kullandı.

NÜKLEER SİLAHLARDAN ARINMA ÇALIŞMASI

Tüymebayev, öncelikle 1991 yılında, Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in kararı ile Nükleer silahlardan arınma çalışmaları başlatıldığını belirterek, şöyle devam etti: "Bu kapsamda, 1993 yılında, Kazakistan Meclisi tarafından Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) onayladı. 1996 yılında da, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Nükleer Denemelerin Yasaklanması Anlaşması’nın aktif bir katılımcısı oldu. Bu anlaşmalar, 21 Mart 2009’da, tüm Orta Asya Bölgesi’nde kapsamlı şekilde yürürlüğe girdi. Kazakistan 2010 yılında, dünyada birçok ülkeyi bir araya getirerek nükleer savaş tehdidinden kurtulmak amacıyla anti-nükleer girişimlere başladı ve evrensel nitelikte bir bildiri ortaya koydu. Kazakistan’ın 'Uluslararası Nükleer Denemelere Karşı Eylem Günü' önergesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 64’üncü oturumunda 26 üyenin oybirliğiyle kabul edildi. Kazakistan aynı perspektif doğrultusunda, Seul’deki Nükleer Güvenlik Zirvesi’nden hemen önce, bizzat Devlet Başkanı Nazarbayev tarafından Astana’da 2012 yılında gerçekleşen 'Nükleer Denemelere Karşı Nükleer Silahlardan Arındırılmış Dünyaya' adlı Forum’da 'Uluslararası Nükleer Yakıt Bankası' kurulması teklifini dile getirdi. Bu öneri, nükleer enerjiden yararlanmak isteyen bütün ülkelerin tek merkezden güvenli ve meşru şekilde enerjiyi temin edebilmesini öngörmektedir. Kazakistan’ın kendi iradesi ile nükleer silahlardan vazgeçmesi, söz konusu alanda belli bir teknolojik alt yapıyı barındırması ve uranyum rezervleri bakımından ilk sıralarda yer alması bu öneriyi teorik açıdan mümkün kılmaktadır."

NÜKLEER İÇİN YENİ BİR ANLAŞMA ÖNERİSİ

Kazak büyükelçi, ülkesinin, günümüzde geçerli olan ve hükümleri eskimiş 'Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması' yerine 'Nükleer Silahların Topyekûn Yatay ve Dikey Yayılmasının Önlenmesi Hakkında Uluslararası Anlaşma' imzalanmasını önerdiğini de dile getirdi.
Projenin temel hedefini, nükleer silah denemelerin ve kullanımının topyekûn yasaklanması ve kullanılmaması yönünde küresel desteğin bulunması olarak açıklayan Tüymebayev, "Sadece Kazakistan’da, 1949–1991 yılları arasında 450 Nükleer Silah Denemesi gerçekleştirilmişti. Bunların toplamı da Hiroşima’ya atılan nükleer bombalardan 2500 kat daha fazla etkiye sahiptir. Proje çerçevesinde; sivil toplum örgütleri çalışmaları, bilim adamlarının bilimsel çalışmaları ve araştırmalar yapılarak, nükleer silah tehdidinin dünya kamuoyunun sürekli gündeminde tutulması amaçlanmaktadır. Bu anlamda, İran Nükleer Programı konusunda, ülkemiz barışçıl çözümlere olumlu katkı sağlamak amacıyla, bu yılın Şubat ayında ve geçtiğimiz günlerde Almatı’da, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesi ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya ile Almanya'nın katılımıyla, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin ikinci turu yapıldı. AB Dış İlişkileri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un başkanlık yaptığı toplantı ile bölgedeki gerginliğin düşürülmesi ve problemin diplomatik yollarla çözülmesi amaçlanmıştır. Bu anlamda Kazakistan, nükleer silahsızlanma ve barışçıl amaçlarla nükleer kullanımı adına yürüttüğü çalışmalarına aktif bir şekilde devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

"BÖLGEDE FARKLI ÜLKELER VAR"

USAK Uluslararası Stratejik Araştırma Kurumu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kamer Kasım da konuşmasına Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA), 1992 yılında, Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in inisiyatifi ile kurulduğunu söyledi. CICA’nın günümüzde, 40 milyon kilometrekareyi bulan yüzölçümü ve 3,2 milyar nüfusu ile 28 ülkeyi kapsayan bir bölgeye hitap ettiğini belirten Prof. Dr. Kamer Kasım, “Bu bölge ülkelerinin hepsi birbirinden önemli olmakla birlikte, birbiriyle çelişen ve birbiriyle çatışan çıkarları olan, aralarında önemli farklılıklar olan ülkeler. Böyle bir ortamda, bu ülkelerin Kazakistan tarafından bir araya getirilmesi, Türkiye açısından da sevindirici bir durum. Elbette adının, “güvenlik” yerine, “güven arttırıcı önlemler” olarak belirlenmesi de ayrı bir önem taşıyor.” dedi.

ASYA’DA BARIŞ İÇİN ÇOK TARAFLI YAKLAŞIM

Prof. Dr. Kamer Kasım, Asya’da barış, güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla çok taraflı yaklaşımlarla işbirliğini geliştirmek gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"Terörü ve terörün bütün çeşitlerini ve tezahürlerini yok etmek, yasadışı uyuşturucu ticareti ve kaçakçılığı ile mücadele etmek, Asya’da refah ve istikrar için ticari ve ekonomik işbirliğini teşvik etmek, çevre ile ilgili bütün konularda işbirliği yapmak, kitle imha silahlarının çoğalmasını önlemek ve kullanımını ortadan kaldırmak; insani konulara yönelik tedbirler almak, medeniyetler arası ilişkileri anlamak ve hoşgörüyü sağlamak adına karşılıklı saygıyı geliştirmek ve üye devletler arasında güven arttırıcı önlemlerin alınmasına imkân sağlamak gibi temel amaçlarla kurulan CICA, başarılı bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. CICA, bu temel amaçları doğrultusunda çok önemli aşamalar kaydetti. Son toplantısını 4 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirdi. Soğuk Savaş sonrası dünya çok da barışçı bir yer olmadı. Ortaya çıkan çatışmaların salt güçle çözülmeye çalışılmasına yönelik olaylar da oldu. 11 Eylül saldırıları, onun sonrasında çeşitli bölgesel çatışmalar yaşandı."

CICA ÜLKELERİ ARASINDA PROJE

Kasım, CICA’ya üye ülkeler arasındaki ilişkilerin çok yönlü olarak geliştirilmesinde fayda görüldüğünü söyleyerek, "Örneğin Avrupa Birliği ülkeleri arasında Erasmus projesi yürütülmektedir. Buna benzer bir çalışma CICA ülkeleri arasında da yürütülebilir. CICA, bundan sonra, AB tarzı bütünleşmeyi hedef almalı diye düşünüyoruz. En son söylenecek söz, herhalde Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı’nı tebrik etmek olacaktır. Böyle önemli bir kuruluşun kurulmasında inisiyatif kullanmak, bunun hayata geçirilmesini sağlamak çok önemlidir. Bugün bizim bu konudan söz ederken kendisini şükranla andığımız gibi, gelecekte de, CICA’dan söz edenler, kendisini övgüyle anacaklardır. Bu kurum, aynı şekilde, kurucu devlet olarak Kazakistan’ın da gelişmesine ve dünya üzerinde daha etkin söz sahibi olmasına katkı sağlayacaktır. 2010 yılında dönem başkanlığını üstlenen Türkiye’nin yaptığı gibi dönem başkanlığını üstlenen ülkelerin de katkısıyla bu kurum, bölgesel işbirliğinin arttırılması ve karşılıklı güven ortamının sağlanması konusunda büyük katkılar sağlayacaktır.” diye konuştu.
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x