RUSI Başkanı: Özür sonrası Erdoğan'ın Gazze ziyareti yerinde bir adım olacak

08 Nisan 2013 Pazartesi 13:05
Bu haber 169 kez okundu

İngiliz uluslararası siyaset uzmanı Dr. Jonathan Eyal, İsrail’in özür dilemesinin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Gazze’yi ziyaret etmesinin yerinde bir adım olacağını belirtti. Eyal, “İsrail özür dilemeden bu ziyaret gerçekleştirilseydi,...

RUSI Başkanı: Özür sonrası Erdoğan'ın Gazze ziyareti yerinde bir adım olacak
İngiliz uluslararası siyaset uzmanı Dr. Jonathan Eyal, İsrail’in özür dilemesinin ardından Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Gazze’yi ziyaret etmesinin yerinde bir adım olacağını belirtti. Eyal, “İsrail özür dilemeden bu ziyaret gerçekleştirilseydi, bu tamamıyla İsrail karşıtı bir hareket veya İsrail’e meydan okuma olarak yorumlanırdı.” dedi.

İngiltere’nin önde gelen düşünce kuruluşu 'Security Studies at Royal United Services Institute' (RUSI) Başkanı Jonathan Eyal, Cihan Haber Ajansı’na özel mülakat verdi.

Eyal, Erdoğan’ın Gazze ziyaretini İsrail ile uzlaşma sonrası yapmasının Filistin meselesine ilişkin farklı bir kapı aralayabileceğini belirterek, “Bu gezinin, hadiselerin hangi yönde gelişeceğine yönelik ipucu verebileceğini düşünüyorum.” diye konuştu.

Batılı birçok hükümetin Hamas ile görüşmek istediğinin bilinen bir gerçek olduğunu kaydeden Eyal, “Tabii, Hamas ile görüşmek şiddete tolerans göstermek veya Hamas’ın stratejilerini onaylamak anlamına gelmez. Paradoksal olarak, Erdoğan’ın özür sonrası Gazze’ye ziyaret gerçekleştirmesi muhtemelen daha kolay olacaktır.” dedi.

RUSI Başkanı, İsrail özrünün Türk diplomasisi açısından bir zafer olarak yorumlanabileceğini, çünkü Ankara’nın, ABD yönetimini, Türkiye’nin bölgede ne denli önemli bir aktör olduğuna ikna etmeyi başardığını belirtti.

Türkiye’nin en büyük başarısını İsrail’in içinde gerçekleştirdiğini düşünen Jonathan Eyal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara yönetimi, İsraillileri ‘Türkiye ile işbirliği yapmak istiyorsanız bunun için bir bedel ödemelisiniz’ konusunda ikna etti. İsrail’de üst düzey mevkilerde bulunan birçok kişi, Türkiye ile işbirliği yapmaya, herhangi bir bedel ödememek kaydıyla onay veriyordu. Bu noktadan bakıldığında da özür konusu Türk diplomasisi için bir zaferdir.”

BÖLGEDE TÜRKİYE’SİZ HAREKET ETMEK ZOR

Jonathan Eyal, İsrail’in özür dilemesinin ardında yatan en önemli sebebin ‘ABD baskısı’ olduğunu savunuyor. Eyal, “Benjamin Netanyahu hükümeti şunu anladı ki, günün sonunda ABD’nin talep ettiği her şeye ‘hayır’ deme lüksüne sahip değil.” diye konuştu. Eyal, İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki önemini anlaması ve Ortadoğu’da büyük değişim geçirdiğini idrak etmesini ise özür dilemesinin diğer nedenleri olarak sıralıyor.

İsrailli yöneticilerin, Türkiye ile işbirliği yapmaksızın Ortadoğu’da çok fazla bir şey yapamayacaklarının farkında olduklarını vurgulayan İngiliz uzman, “Tabi her şeyin ötesinde bu, Suriye krizini göz önünde bulundurarak yapılan stratejik bir hesaplama. Böyle bir ortamda Türkiye ile kötü ilişki içinde olamazdı. Suriye’de, Irak’ta, hatta Lübnan’da yakın zaman içinde iyimser bir tablo ortaya çıkacağını düşünmek çok zor.” şeklinde konuştu.

İsrail halkının Türkiye’ye yönelik iyi duygular beslediğini de sözlerine ekleyen Eyal sözlerini şöyle sürdürdü: “İki ülke halkı geçmişten bu yana hep yakın ilişki içinde oldu. Mesela, Türkiye’de yaşayan Yahudiler hiçbir zaman Türkiye’de ayrımcılığa uğradıkları yönünde bir şikayette bulunmadı şimdiye kadar. İsrail yönetimine halkın da bu yönde bir baskısı vardı. Özürün hemen sonrasında İsrail gazetelerinde Türkiye tatil reklamları hemen yerlerini aldı. Bu halkın güçlü bir talebi olduğunu gösteriyor.”

İRAN-TÜRKİYE GERGİNLİĞİ KAÇINILMAZ

Jonathan Eyal, Türkiye ile İran arasında bölgede yaşanan rekabete de dikkat çekerek, iki ülkenin çıkarlarının çatıştığına dikkat çekti. RUSI Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara, açıkça kabul etmek istemese de, bölgedeki meselelerin yüzde 99’unda İran’ın çıkarları Türkiye’ninkiyle ile taban tabana zıt. İran’ın Azerbaycan, Hazar Denizi, Suriye veya Irak’taki çıkarlarına baktığımızda, Türkiye’nin buralardaki çıkarlarıyla hiçbir ortak noktası bulunmadığını görebiliriz. Türk siyasetçiler İran konusunda daha realist hareket etmeli ve Türk halkına İran ile tekrar güven tazeleyebileceklerinin mümkün olduğuna ilişkin vaatlerde bulunmamalılar. İran ile açık bir ihtilafa düşmekten kaçınmak mümkün olabilir ancak tansiyonun yükselmesini engelleyebilmek çok mümkün görünmüyor.”
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x