Bitlis’teki STK’lar: Cumhuriyet tarihinin en önemli adımlarından biri atılıyor

07 Nisan 2013 Pazar 01:29
Bu haber 142 kez okundu

BİTLİS (CİHAN)- Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan'ın, okunan mektuplarında 'silahları bırakın' çağrısı yapması

Bitlis'teki STK'lar: Cumhuriyet tarihinin en önemli adımlarından biri atılıyor
BİTLİS (CİHAN)- Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında Abdullah Öcalan'ın, okunan mektuplarında 'silahları bırakın' çağrısı yapması olumlu karşılanırken, Bitlis'teki Sivil Toplum Kuruluşları (STK) yapılan görüşmeler ve atılan adımları Cumhuriyet tarihinin en önemli adımlarından biri olarak değerlendirdi.

Barış sürecinin sonuna kadar devam etmesi ve sekteye uğramaması için tüm kesimleri sağduyuya davet eden STK’lar, süreçten ümitli olduklarını belirttiler. Çözüm süreciyle birlikte Kürt-Türk ayrımı yapılmaksızın eskiden olduğu gibi bundan sonra da kardeşçe yaşanması gerektiğine vurgu yapan STK’lar, çözüm sürecinde barışı istemeyen kesimlerin komplolarına karşı da duyarlı olunması gerektiğine dikkat çektiler.

“SÜREÇLE BİRLİKTE 30 YILDIR AKAN KARDEŞ KANININ DURACAĞINI ÜMİT EDİYORUZ”

Bu milletin, bin yıldır bu topraklarda Kürt-Türk ayrımı yapılmaksızın kardeşçe yaşadığını belirten Bitlis Genç İş Adamları Derneği (BİGİAD) Bitlis Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şahin, çözüm süreciyle birlikte 30 yıldır bu topraklarda akan kardeş kanının duracağını ümit ettiklerini söyledi.

Nevruz’un, Türkiye’de ilk defa bu kadar sağduyuyla kutlandığı için mutlu olduklarını ifade eden Şahin, “Bitlisli STK’lar olarak bizler de Türkiye’deki bu barış sürecinin mutluluğunu yaşıyoruz. İnşallah bu yıl kutlanan Nevruz, ileride kutlanacak olan Nevruzlar için de milat olur. Bin yıldır bu topraklarda yaşayan bu milletin ayrı gayrısı yoktur. Ancak nifak güçlerinin sürekli çatışma ortamı yaratmaya çalışması sonucu 30 yıldır bu topraklarda kardeş kanı akmasına neden oldu. İnşallah başlatılan süreçle birlikte bu kan sona erecektir. Biz STK’lar, süreci canı gönülden destekliyoruz. Çözüm süreci büyük bir süreçtir, önemli bir süreçtir. Bu yüzden herkesin destek vermesi, elini taşın altına koyması gerekiyor. Çünkü bu süreç, ülke tarihinde yaşanan en önemli milatlardan biridir. Artık tüm kesimler buna destek vermelidir, küçük nifaklar bir kenara bırakılmalıdır. Bundan sonra büyük Türkiye için hep birlikte el ele verelim. Uzun zamandır içimizde eşitlik, özgürlük ve kardeşlik ekseninde büyük Türkiye umudumuzu besliyoruz. Biz Bitlisli STK’lar olarak barışı Bitlis’ten haykırıyoruz. İnşallah Allah'ın izniyle de barış günleri yakın olacaktır.” diye konuştu.

“EDİ BESE”

Barış sürecinin Nevruz'da açıklanmasının kendilerini çok heyecanlandırdığını belirten Tatvan Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı Nevzat Turgut ise sürece tam destek verdiklerini belirterek, tüm kesimlere Türkçe ve Kürtçe “Edi bese”, “Artık yeter” diye seslendi.

Tatvan esnafı olarak canlarıyla, mallarıyla her şeyleriyle süreci sonuna kadar desteklediklerini ifade eden Turgut, “Artık kardeş kanı akmasın, acılar yaşanmasın, analar ağlamasın istiyoruz. Bu yüzden hep birlikte sürece destek olduk, olmaya devam edeceğiz. Yeter artık akan kanlar dursun. Ülkemizde artık savaş, çatışma değil barış konuşulsun, barış şarkıları söylensin. Bu konuda gereken duyarlılığı hep birlikte göstereceğiz. Gün kavga, çatışma günü değil birleşme günüdür. Birlikte kardeşçe yaşama günüdür. Kardeşçe iç içe, gönül gönüle yaşama günüdür. O gün de bu gündür. Bu yüzden “Edi bese” (artık yeter) diyoruz. İnşallah süreç hayırlara vesile olur ve özlenen barış ortamı sağlanır.” dedi.

“BARIŞ MARATONUNUN SON METRELERİNDEYİZ”

Eski milli maratonculardan Beşminare Düşünce Akademisi Başkanı Serdar Durer de şunları ifade etti: “Geçmişte çeşitli güç odakları, Kürtlerin demokratik taleplerini şiddet politikaları ile bastırmış, sorunun çözümünde askeri yöntemlere dayalı, militarist anlayışı tümüyle hâkim kılmışlardır. Acıdır ki süreç devam ederken bölgede her taraf yakılıp, yıkılmış, tarihi, sosyal ve kültürel bir takım değerler yok edilmiştir. Faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar ve gözaltında kayıplar bölgede yoğun olarak yaşanmış, sorunlara ilişkin düşüncelerini açıklayan başta milletvekilleri olmak üzere, gazeteciler, bilim insanları, aydınlar ile binlerce insanımız cezaevlerinde çürütülmüştür. Yaşanılan savaş bahane edilerek insanlar siyasal, sosyal ve kültürel haklarından mahrum edilmişlerdir. Bölgenin doğal kaynakları yıllarca bölge dışına taşınmış olup, bu kaynaklardan oluşan katma değerden bölge halkı yararlanamamıştır. Bu sorun emperyalist devletlerin çıkarları ve kirli emelleri doğrultusunda değil, başta Kürt halkının iradesi olmak üzere bölge halklarının demokrasi ve özgürlük taleplerine uygun, demokratik, adil, eşitlik temelinde barışçıl yöntemlerle ancak gelir. Kürt halkı tarihin şafağında doğmuş kadim bir halktır. Kürt halkı bazı iç ya da dış güç odaklarının iğrenç emellerine alet olmayacak kadar asil bir halktır.”


CİHAN
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x