Yrd. Doç. Dr. Karataş, ''Kiralık Anne Rahmi, Ahlaki Boyutta Tartışılan Bir Durum''

07 Nisan 2013 Pazar 01:29
Bu haber 110 kez okundu

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç.Dr. Mehmet Karataş Radyo Kampüs’de İnanç Kara Ölmeztoprak’ın hazırlayıp canlı yayında sunduğu Panorama Programına katıldı.

Yrd. Doç. Dr. Karataş, ''Kiralık Anne Rahmi, Ahlaki Boyutta Tartışılan Bir Durum''
Tıp Tarihi ve Etik konusunda önemli açıklamalar yapan ve gündemdeki konuları tıp etiği açısından değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Karataş; gebelik, kiralık anne rahmi, kürtaj, ötanazi, süt bankası konularını; uzmanlık alanı içerisinde ve bilimsel boyutu ile değerlendirdi.

Etik’in felsefenin alt bir dalı olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Karataş, insan yaşamında oldukça önemli bir yeri olan bu konunun sınırları dahilinde gebelik ve kürtaj noktasında, anne karnında bir canlının durumuna göre ne zaman kişi olabildiği tartışılan bir husustur, anne rahmine düşen bir ceninin ne zaman canlı, kişi olabildiği konusundaki tartışmalara etik açısından bakıldığında herhangi bir sürece ya da noktaya bağlamak zordur, kişilerin kültürel değerleri, inançları ve yapısal algılarına göre, bu tartışmalar yön değiştirir ancak Yaşam Hakkı esastır dedi.

Dünya’daki genel yaklaşımın yaşam hakkının tanınması yönünde olması nedeniyle, kürtaj yanlısı olmayan bir tutumun benimsendiğini sözlerine ekleyen Yrd. Doç. Dr. Karataş, bu alana daha liberal yaklaşanların ise, bunun tamamen anneye ait bir değerlendirme ve hak olduğunu kabul ettiklerini belirtti.

Ötanazi’nin, kelime anlamı olarak, “rahat ölüm” manasında olduğunu açıklayan Yrd. Doç. Dr. Karataş, aktif ve pasif olmak üzere iki türü olduğunu, Hollanda başta olmak üzere Avrupa’da ve ABD’de bazı eyaletlerde yasal olduğunu ancak bizde yasal olmadığını dile getirdi. Yrd. Doç. Dr. Karataş, hasta olunca antibiyotik ilaç almak nasıl hastanın kendi iradesinde ise ötanazi konusundaki kişinin seçimi de özgür iradesindedir şeklinde bir algı ile Avrupa’da bazı ülkelerde bu uygulamanın yasal hale getirildiğini söyledi.

Süt Bankası konusunun da çok yeni olduğunu kaydeden Yrd. Doç. Dr. Karataş sözlerine şöyle devam etti: “Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre süt veren ve alan aileler birbirlerini bilecek, böyle olduğunda etik anlamda sorun olmayacaktır. Toplum olarak belli kurallar, inanç sistemi ve gelenek-görenek içerisinde yaşayan insanlarız, bunları bir kenara bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla eğer kimden süt alındığı bilinmezse, Müslüman toplumlarda yerleşik bir gelenek olan sütanneliği ve kardeşliği, sütkardeşlerinin birbirleri ile evlenememesi gibi konularda nesep karışıklığı ortaya çıkar ki bunun olmaması gerekir”.

Kiralık anne rahmi konusunda birtakım açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. Karataş, bu uygulamanın Türkiye’de yasal olmadığını vurgularken, teknolojinin sağladığı birtakım imkânların günümüzde kullanılabildiğini ve bu uygulamalardan dolayı birtakım etik sorunların yaşandığını kaydetti. Avrupa, ABD ve Kıbrıs’ta bu uygulamaların yapılabildiğini ifade ederken, bu alanda da birtakım sorunlar yaşandığını söyledi. ABD’de dava konusu olan kiralık anne rahmi uygulamasında, kiralık annenin çocuğu dünyaya getirdikten sonra, bebek sahibi olmak isteyen aileye bebeği vermediğini, mahkemede dava konusu olduğunu, mahkemenin de çocuğu doğuran yani kiralık anneye bebeği verdiğini açıklayan Yrd. Doç. Dr. Karataş, bu konunun da ahlaki boyutta tartışılan bir durum olduğunu söyledi.

Tıp Tarihi ve Etik alanının bir arada değerlendirilmesinin isabetli olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Karataş sözlerine şöyle devam etti: ‘’Uzmanlık alanımla alakalı bilimsel makale ve çalışmalarımda yaşamın başlangıcı ve yaşamın sonuna dair etik konularda çalışmalar yapıyorum. Kısa bir müddet önce ERASMUS kapsamında Belçika’da bulundum. Orada Prof. Chris Gastman’ın (Centre for Biomedical Ethics and Law, Faculty of Medicine, K.U. Leuven) yaşamın sonu ile ilgili çok ciddi çalışmaları mevcut. Yaşamın sonundaki sorunlara Türkiye’deki hekimler nasıl bakıyor ve bu konunun Avrupa’da ki bir Tıp Fakültesinde yansıması noktasında bir anket çalışması yapmaktayız. Hem Belçika Leuven’da hem de Üniversitemizde yürütülen bu çalışmada sonuçları henüz toparlıyoruz ve bu iş neticelendiğinde, konuyla alakalı etik yaklaşımlar noktasında daha kesin bilimsel veriler ortaya çıkarmış olacağız. Elbette etikle alakalı sorunlarda kesin hükümler vermek kolay değil, alınan kararlarda birçok etkileyici husus işlere dâhil olmaktadır; kültür, inançlar sistemi gibi… Tıbbi etikte ana kurallar; özerklik, faydalı olmak, zarar vermemek ve adalettir. Bu noktada hekimlere oldukça önemli görevler düşmektedir, aksi halde hem hasta mağduriyeti hem de hekimlerin mesleğini hakkıyla yapamaması söz konusu olacaktır.’’

Yrd. Doç. Dr. Karataş, Tıp Fakültesinde derslerin komite usulü işlendiğini, dönem birlere tıp tarihi dersleri verdiğini, dönem üçlere ise etik dersleri anlattığını ifade ederken, hem tıp eğitiminin hem de hastanenin dinamik bir yapısının olduğunu, bu nedenle çalışmaları büyük bir ciddiyetle yerine getirirlerken, kaliteyi esas aldıklarını vurguladı.

Haber: İnanç Kara ÖLMEZTOPRAK
Anahtar Kelimeler

Yorum Gönder

@name x